Batı kulüpçü partilerin ve barbar zihniyetlerin iflası ve milli şuura sahip gayret ehlinin 30 yıllık hizmeti sonunda, Allah’ın nusretiyle Refah’ın “geçiş iktidarı” gerçekleşti. Ve zaten bunu hiçbir güç engelliyemezdi, Refah’lı koalisyon mutlaka gerekliydi. Böylece gizli güçlerin kirli oyunları ortaya dökülmeliydi... Taki, Milli Görüşün kesin iktidarına şartlar hazır hale gelsindi... Ancak iktidar olmak kadar, muktedir ve muvaffak olmak ta önemlidir ve bunun için de gerekli tedbirlerin alınmış olması gerekir. Ne var ki Refah’ın olduğu kadar, Saadet iktidarını da başarısız kılmak ve Milli Görüş’e bağlanan ümitleri boşa çıkarmak üzere, içten ve dıştan her türlü hile ve hıyanete başvurulacağı da göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle şimdiden, hükümetimize ve hedeflerimize karşı başlıca tehlikeleri ve alınması gereken tedbirleri hatırlatmak gereğine inanıyoruz. Çünkü aynı sorunları ve saldırıları Refah-Yol döneminde de yaşamış bulunuyoruz.
A- DIŞ TEHDİTLER:
1- Siyonist mihrakların, kendi güdümündeki devletleri kullanarak, Türkiye aleyhinde ekonomik ve askeri ambargolar uygulayacağı, PKK, ASALA ve HİZBULLAH gibi terör örgütlerini yine azdıracağı, Kıbrıs ve Ege sorunlarını daha bir kaşıyacağı ve ülkemizi komşularıyla birkaç cephede savaşa sokmaya çalışacağı, zaten şimdiden gözlenmektedir. Ama bütün bunlara karşı gerekli ve yeterli tedbirlerin alındığı da bilinmeli ve devletimize güvenilmelidir. 2- Dış güçler, emrindeki mason locaları, mafya teşkilatları, televizyon kanalları, gazete yayınları ve muhalefet bozuntularıyla saldırıya başlayacak... öğrencileri, işçileri, kadın dernekleri ve benzeri stratejik kesimleri, kasıtlı olarak iktidarımız aleyhine kışkırtarak, toplumsal barışı bozmaya, ekonomik ve sosyal inkılâplarımızın önünü tıkamaya çalışacaklar, ama biz hazırlıklı ve dayanıklı olursak, bunu başaramayacaklardır.. Zira artık önemli kurum ve kuruluşlar emin ellerde ve ehil yönetimlerde bulanacaktır. Ne var ki insanımızın bütün bu olumsuz girişim ve gelişmelere karşı uyarılması ve şuurlandırılması da şarttır.
3- Bozuk düzenin ve bazı güç merkezlerinin himayesinde "İslami ve insanî amaçlı sinsi hizmetler" ağını genişleten ve çeşitli sahalarda etkinliğini hissettiren dindar kesimlerin, içimizdeki eski ve yetkili dostlarını devreye sokarak, aslında kendi güdümlerinde olan, ama bize de yakın ve yatkın bulunan kimi isimleri, ilk seçimlerde aday yaptırıp kazandıktan sonra, Fazilet’ten istifa ettirerek, başka partilerden de beş on kişi devşirerek, "Milli Görüş’e alternatif bir parti kurma ve Meclis’te grup oluşturma" heves ve hesaplarıyla ilgili kanaatlerimiz doğru çıkmıştır. Önümüzdeki çok stratejik dönemde bu tür "kritik" hatalar yapılmamalıdır. Dış güçlerin Erbakan'a karşı bir "İslamcılar cephesi" ortaya çıkarma girişimlerine karşı, her halde uyanık ve hazırlıklı olmalıdır. 4- Milletvekili adaylığında, istediği sıraya oturamayan veya umduğu makamları ve menfaatleri bulamayan kimselerin, hislerini ve heveslerini tahrik ederek, bunları çevreleriyle birlikte partimizden koparmaya çalışacaklar ama inşallah başaramayacaklardır.
5- Adaylık, bakanlık, müdürlük ve müsteşarlık hırsıyla, samimi dava arkadaşlarını biri birine karşı kışkırtma ve hatta parti aleyhine tavır alma, en azından küstürüp, hizmetlerden geri koyma yoluna başvuracaklardır. 6- Milli Görüşçülerin seçimi kazanması halinde "Cezayir misali askeri müdahalenin kaçınılmaz olacağı ve bir iç savaşın başlayacağı" yolundaki, asılsız kuşkuları ve Ordu’nun Milli Görüş’ün iktidarına razı olmayacağı şeklinde kasıtlı dedikoduları boşa çıkaracak gelişmeler yaşanacaktır. Bunlara karşı, Türkiye şartlarının bir Cezayir gibi olmadığı, Milli Görüş’ün çok sağlam temellere ve teşkilatlara dayandığı, manevi bir disiplin düzenine ve şuurlu bir organizeye sahip kararlı bir halk çoğunluğunu arkasına aldığı, Ordu’muzun da milletimizin bir parçası olduğu ve onların da asla dış mihraklardan değil, milli çıkarlarımızdan yana olacağı gerçeği anlaşılınca, bazı şımarık ve kiralık kesimler bu sefer belki de başka türlü ortalığı karıştırmaya kalkışacaklar ve tabi hezimete uğrayacaklardır.
7- Partimiz içinde, sanki bir saltanat savaşı ve veliaht yarışması varmış gibi, suni kamplaşmaları ve koltuk kavgalarını tekrar kaşımaya başlayacaklardır. Kasıtlı olarak gündemimize getirdikleri bazı kimseleri "genel başkanlık hevesiyle" yine ayaklandırmaya uğraşacaklardır. Bunun çaresi de, davamıza sadakat, liderimize itaat ve bağlılıktır.
8- Eski iktidarlar döneminde köşe başlarını kapmış, her türlü hile ve hırsızlık yollarını alışmış bürokratların ve devleti soyma imkanları tıkanan masonik holding ve kodamanların, zahirde bizden görünecekleri ve belki dalkavukluk edecekleri, ama el altından her türlü hıyanet ve hakarete girişecekleri de aklımızda olmalıdır B - İÇ TEHLİKELER:
1 - Cemaat içersinde, milletvekilliği ve başkanlık, milletvekilleri arasında bakanlık, diğerleri arasında yüksek bürokratlık yarışının, teşkilat bünyesini yaralayacak boyutlara ulaşmasına asla fırsat vermemelidir. Görevlere, işi bilen, güvenilen ve takdir edilen kimselerin gelmesi, mutlaka gözetilmelidir. Aleyhissalatü vesselam Efendimizin Hayber Fethi dönüşü ashabına (ra) "şimdi, küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz!" demesi bunun içindir.
Yani o güne kadar, Allah rızası ve ahiret yatırımı için yapılan hizmet ve fedakarlıkların, bundan böyle "ganimet paylaşımı ve yüksek memuriyet aşkı" yüzünden boşa çıkarılmaması ve şahsi ihtiraslar yüzünden davaya zarar vermeğe kalkışılmaması için bir ikaz mahiyetindedir. 2- Sadakat ve liyakati yıllar boyu denenmiş ve belirlenmiş ve davanın çilesini çekmiş olan elemanların değil de "yağcıların ve yakınların" önemli mevkilere getirilmesi ve bunlara haksız menfaatler temin edilmesi de telafisi imkansız tahribatlar yapabilir.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da Asr-ı Saadet’ten ve Hulefa-i Raşidin döneminden ders almamız gerekir. Bakınız III. Halife olan Hz. Osman RA. Efendimiz "Din duygusu zaten zayıfladı. Bari akrabalık gayretiyle bana bağlı kalırlar ve devlet düzenini korurlar" düşüncesiyle, önemli eyaletlerin başındaki ileri gelen sahabileri azledip, yerlerine Emevi ailesinden akrabalarını ataması ve onlara haklarından fazla bazı imkan ve imtiyazlar tanıması, aleyhinde büyük bir fitne kampanyasının başlatılmasına ve ülkede dirlik ve düzenin bozulmasına bahane edilebilmiştir.
Örneğin: a- Kûfe Valisi Müğire b. Şube’nin alınıp yerine Sad b. Ebi Vakkas’ın (ra) getirilmesi, bir yıl geçmeden de; daha sonra sarhoşluğu nedeniyle azledilecek olan Velid b. Ukbe’nin tayin edilmesi,
b- Mısır Valisi Amr b. El-As'ın değiştirilip, yerine Mekke Fethinden önce Efendimiz tarafından kanı heder edilip, sonra zorlaû affettirilen üvey kardeşi Abdullah b. Ebi Serh’in getirilmesi, c- Basra Valisi Ebu Musa El Eş’ari’nin yerine, Abdullah b. Amr’ın gönderilmesi,
d- Kuzey Afrika ganimetlerinden Beytül Mal’a ait, beşte birlik bölümünün amcası oğlu ve katibi Mervan’a çok ucuza satılması gibi, bazı davranışları Hz. Osman (ra) aleyhinde istismar ve suistimal konusu haline getirilmiştir. Hz. Osman Efendimiz bu gibi tasarruflarında elbette iyi niyetler taşımış ve bu tür içtihatlarından dolayı, hatta sevap bile kazanmış olabilir!... O zevatı haşa sorgulamak ve yargılamak değil, ama icraatlarından ve sonuçlarından ders ve ibret almak üzere, asrı saadeti araştırmak ve anlatmak bir mecburiyettir. Yoksa "Bu konuları karıştırmak ve anlamaya çalışmak doğru değildir" diye, herhalde Hz. Osman ve Hz. Ali (ra) dönemindeki acı olayların bizim de başımıza gelmesini kimse istemeyecektir.
3- Bakanlık, komutanlık, genel müdürlük veya müsteşarlık makamına getirilmiş insanların; a- Bazılarının, paraya düşkün olduklarını anlarlarsa, rüşvetle,
b- Kadına meyilli olanları bulunursa, şehvetle, c- Korkak ve pısırık kimseleri tanırlarsa, tehditle,
d- Davanın çilesini çekmemiş olanları ise daha cazip bir makam ve menfaatle, azdırmaya ve aleyhimize kullanmaya çalışacakları unutulmamalı ve bu konuda gerekli tedbirlerin alınmasında asla kusur edilmemelidir. 4- İktidar rehavetine ve dünya gafletine asla düşülmemelidir. Zira iktidara gelmenin bir kere zor, iktidarda kalmanın ise bin kere zor olduğu gerçeği bilinmelidir.
Hem bilinen düşmanların, hem de haset ve hıyanet ehli münafıkların, devamlı fırsat kollayacakları ve açık buldukları her kapıdan saldıracakları göz ardı edilmemelidir. 5- Milli Görüş hareketinin hayırlı bir hizmet olduğunu hiçbir zaman kabullenmemiş, Erbakan’ın başarılarını içine sindirememiş, Milli Görüş ve Adil Düzen projelerini asla benimsememiş, teşkilat ve cemaatın hayrına ciddi ve samimi hiç bir gayret ve hizmet üretmemiş, ama saf topluluklara "Beyin takımı, fikir uzmanı, dava adamı" olarak lanse edilmiş "entel" tabakanın, şahsi kaprislerine ve kahramanlık gösterilerine fırsat verilmemelidir.
6- Bizden bilinen, ama asla teşkilatımıza itibar ve itaat etmeyen, karargahtan kopuk ve başına buyruk yürüyen, irtibatsız ve istişaresiz hep kendi hesabına hareket eden dergi, dernek, gazete ve grupların sözde "Yapıcı ve yönlendirici" rolüyle Milli Görüş iktidarını "yıpratmaya ve yıkmaya" yönelik tahrik ve tenkitlerine karşı, cemaat ve teşkilatımız uyanık hale getirilmelidir. Bu gibi sorumsuz ve seviyesiz kimselerin:
"İslam nizamı bu mudur?", "Böyle Adil Düzen mi olur?", "İlkelerimiz terk ediliyor!" diye yaygara koparacakları, sureti haktan görünüp fesat çıkaracakları her halde beklenmeli ve bunlara yüz verilmemelidir.
7- İçimizdeki bazı bağnaz grupların, ıslah ve iyileştirme sürecinin yavaş gitmesini ve özlenen değişimlerin gecikmesini öne sürerek "tedric ve teenni - derece derece ve dikkatle hareket etme" kuralına aykırı davranmaları ve hükümeti dinden ve davadan taviz vermekle suçlamaları da, uzak bir ihtimal değildir. Hatta kalkıp "Hala açık - saçık gezenler temizlenmedi!.. Hala Latin alfabesi değiştirilmedi!.. Hala pantol çıkarılıp şalvar giydirilmedi!... Hala şarkı türkü sesleri kesilmedi!.. "diye çırpınan yobazlar bile görülecektir!..
8- Saadet iktidarı ve sonrasında, önemli bir ihtimal ve tehlike de "sahte Mehdi" lerin zuhur etmesidir. Bilindiği üzere Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin vefatından sonra Yemameli Müseyleme gibi, Necidli Tuleyha b. Hüveylid gibi, Yemenli Esved'ül Ansi gibi, Beni tamim kadınlarından Secah gibi, güzel konuşan, hatipliği ve şairliği bulunan, bazı marifet ve hizmetleri nedeniyle çevrelerinde saygı duyulan ve etrafına pek çok insan toplamayı başaran bir takım, kabile reisleri ve Arap şeyhleri "Peygamberlik" iddiasıyla ortaya çıkmışlar ve Müslümanların başına büyük sıkıntılar açmışlardır.
Milli Görüş iktidarı ve sonrasında da, yalancı peygamberler yerine, sahte mehdilerin ve mücedditlerin ortaya çıkacağı veya çıkarılacağı ve etrafında toparladıkları safdil ve gafil kalabalıklarla başımıza bela olacağı beklenmeli ve ona göre çareler geliştirilmelidir. Zira unutulmasın ki, gerçek İslam’dan ürken ve sömürü saltanatları yıkılsın istemeyen "din istismarcıları", her zaman için bir tehdit ve tehlikedir. Bütün bu ihtimallerin ayrı ayrı çözüm ve çareleri düşünülmekle beraber, inşaallah gerçekleşecek olan Milli Görüş iktidarı en geç 4 yıl içerisinde;
a- İşsizliği büyük ölçüde önleyecek ve enflasyonu dizginleyecek, gerekli ve yeterli tedbirleri alamazsa, b- Anarşi belasını ve kardeş kavgasını fark edilebilir derecede frenleyip, ülkeyi huzura kavuşturamazsa,
c- Toplumun her kesimine, temel insan haklarını ve evrensel hukuk kurallarını sağlayamazsa... d- Şahsiyetli bir dış politikayı uygulamaya koyamaz, ekonomik sosyal ve kültürel yönden İslam Birliği’nin ve Adil Bir Dünya Düzeninin temellerini atamazsa,
e- Ülkede açıkca görülecek ve herkesi sevindirecek bir barış ve bereket ortamını, refah ve rahatlık imkanını başaramazsa... Bu milletin karşısına bir daha çıkamayacağı ve artık hiçbir mazeretin arkasına sığınamayacağı da bir gerçektir. Refah-Yol Hükümeti de buna acı bir örnektir ve stratejik bir deneme ve dengeleri değiştirme dönemidir. Bu gerçeğin bilincinde oldukları içindir ki, Erbakan Hoca’nın her türlü ihtimali göz önüne alarak, gerekli tedbirler ve teoriler geliştirdiklerini ve bir "Dünya Devleti ve Medeniyet Merkezi" olmanın şuuru ve sorumluluğuyla hareket ettiklerini sevinerek ve şükrederek söyleyebiliriz. O’nun vefat etmesi davasının hakimiyet müjdesi gibidir.
Bu konuda çok önem verdiğim bir zatın şu mühim ve muhteşem tespitini hatırlatmak istiyorum: “İç ve dış düşmanların, bizim aleyhimize planladıkları siyaset ve stratejilerini önceden sezen ve onlara karşı gerekli tedbirleri ve yeterli projeleri vaktinde hazırlayabilen, mutlu ve kutlu bir komutan için, zafer; rahmet yüklü bulutlardan beklenen yağmur kadar yakındır!”
Velhasıl, milli menfaatler ve önemli gerekçeler karşısında bir koalisyon ortaklığına mecbur kaldığımız bir "geçiş dönemi" nin tecrübelerinden de yararlanarak, artık kesin iktidarımıza hazırlanmalı ve davamıza sahip çıkılmalıdır. Çünkü, Milli Görüş iktidarı, sadece Türkiye’nin değil, yeryüzündeki tüm ezilenlerin son şansıdır!...
28 Şubata Milli Bakış
Haberi Oku
ILIMLI İSLAM NE DEMEK? ETKİLERİ, TARAFTARLARI, TARAFTARLARININ OLAYLAR KARŞISINDAKİ TAVIRLARI
Haberi Oku
Batı sözden anlamıyor, onlara caydırıcı güç gerekiyor!
Haberi OkuMedine'de Büyük Elçilere Verdiği Konferanslar
Haberi Oku
Özel Harekat "Sizi Koruyamayız" Dediği Halde Siirt’e Gitti!
Haberi Oku
Bizzat şahid olduğum bir hatıramı, Hoca’mızı sevenlerle paylaşmak istiyorum.
Haberi Oku