• İsrail' in Ankara Büyükelçisi Pinhas Avivi 'nin Resmi İtirafı

    İsrail' in Ankara Büyükelçisi Pinhas Avivi 'nin Resmi İtirafı

    13 Aralık 2011
    İSRAİL’İN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ PINHAS AVIVI NIN RESMİ İTİRAFLARI : "Başlangıçta AKP ile ilişkimiz bir 'aşk hikâyesi' değildi. Ama zaman içinde 'sevgi'yi yakaladık. Birçok konuda aynı anda, aynı çıkarları savunuyoruz."

     
    | Devamı

    İSRAİL’İN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ PINHAS AVIVI NIN RESMİ İTİRAFLARI :  

     

     Bu arada AKP hükümetinin Resmi gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren kararına göre, bundan böyle resmi ve özel kurslarda İsrail devletinin resmi dili olan İbranice'nin ve PKK'ya destek olan Hollanda'nın resmi dili Felemenkçe'nin eğitiminin resmileşmesi kararlaştırılmıştır.

     

    Bakanlar Kurulu’nun söz konusu kararını "korkunç" diye niteleyerek, Yahudi destekli yabancı sermayenin ülkeyi işgal etmesinden sonra, İbranice'nin de resmileştirilmesi ile yeni bir kültürel işgalin başlatıldığına dikkat çeken araştırmacı yazar Aytunç Altındal'ın açıklamalarını yorumsuz olarak aşağıda sunuyoruz:

     

    "Bu kararı ancak AKP hükümeti alabilirdi. Almanya, Hollanda ve İngiltere gibi ülkelerde Türkçe yasaklanırken, İsrail'de Türkçe resmen kabul edilmemişken, hükümetin dünyanın en az konuşulan dillerinden biri olan İbranice'yi resmileştirmesi açıkçası art niyetli bir karardır. Hangi Mason ağabeyleri bu aklı verdi belli değil. Türkiye İsrail'in sömürgesi midir? İsrail'de Türkçe var mı? AB ülkelerinde Türkçe yasaklanırken, Türkiye'de İbranice'nin resmileşmesi nasıl açıklanabilir? Bu kararın bir adım sonrası Türkiye'nin İsrail'in sömürgesi haline getirilmesidir. Son olarak Hollanda merkezli bir şirket Oyak Bank'ı aldı. Ancak diğer yabancı şirketler gibi bu da Yahudi sermayesidir. Ülkenin finansal kaynaklarının birer birer Yahudi sermayesinin hakimiyetine girmesinden sonra, bu kez de kültürel olarak İsrail'in hakimiyeti altına alınmak isteniyoruz" 

     

    Yukarıdaki bilgilere ilave olarak Yahudilerin Türkiye'yi soykırımla suçlayan örgütü ADL(Anti-Defamation League)'nin Başbakan Erdoğan'a yüksek cesaret nişanı verdiğini de unutmamalı, Onun Davos’taki fos çıkışlarını alkışlayıp avunmaktan utanmalıdır.

     

    AKP döneminde Türkiye ile İsrail arasında sürdürülen faaliyetlerin bir diğer önemli göstergesi de iki ülke arasında Devlet Başkanı, Başbakan ve çeşitli bakanlar seviyesinde yapılan karşılıklı ziyaretler ve verilen mesajlardır. Erdoğan ve Gül'ün İsrail ziyaretlerinin yanı sıra, İsrail Başbakanı Olmert ve Devlet Başkanı Peres'in Türkiye'de ağırlanması ve Peres'e TBMM'nde konuşma yaptırılması Türkiye Cumhuriyeti'nde talihsiz bir ilki oluşturmaktadır.

     

    Bu konuda fazla söze gerek olmadığı, İsrail'in Ankara Büyükelçisi Pinhas Avivi'nin aşağıda yer alan ifadelerinden anlaşılmaktadır:

     

    "Başlangıçta AKP ile ilişkimiz bir 'aşk hikâyesi' değildi. Ama zaman içinde 'sevgi'yi yakaladık. Birçok konuda aynı anda, aynı çıkarları savunuyoruz."[22] 

     

    Acaba AKP’nin Siyonizm hizmetkârlığı ve İsrail’in AKP’ye bakışı bu resmi itiraflar kadar, daha nasıl anlatılacaktır?

     

              _______________O______________________

    1- )

    1967 Arap İsrail savaşında kuvvet kullanılarak toprak edinilmesine karşı olan Türkiye zahiren İsrail'i kınamış ve 1973 Arap-İsrail savaşından sonra Arap ülkelerine daha paralel politikalar izlemeye başlamış; savaş sırasında İsrail'e yardım etmek isteyen ABD'nin, İncirlik Üssünü kullanmasına izin vermemiş”[11] ve İslam dünyasına yaklaşmıştır. Erbakan Hoca’nın etkili olduğu bu politikalar yüzünden ihtilaller yapılıp MSP kapatılmıştır. 

     

    1980 de İsrail'in Doğu Kudüs'ü ilhak etmesi ve 30 Temmuz 1980 de Kudüs'ü İsrail'in baş şehri ilan etmesini müteakip Kenan Everin'in 26 Kasım 1980 de Doğu Kudüs'teki başkonsolosluğunu kapatıp İsrail'le diplomatik ilişkilerinin seviyesini "ikinci kâtiplik" düzeyine indirmesi, bu çerçevede THY'nin İstanbul-Tel Aviv seferi ile Türk gemilerinin İsrail limanlarına yaptığı seferleri iptal etmesi[12] Siyonistlerde panik yaratmıştır. 

     

     

    _______________________O_________________________

    2-)

    11 Aralık 1996 da ise Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel İsrail'i ziyaret eden ilk Türk Cumhurbaşkanı sıfatını almıştır. Ziyaret sırasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kasım 1997 de İsrail ve Amerikan kuvvetleri ile Doğu Akdeniz de ortak bir tatbikat düzenleyeceğinin açıklanması ise Türkiye'nin geleneksel olarak; “İsrail ile ilişkileri ileri noktalara vardırmadan uzak durma politikası” göz önüne alındığında birçok kesim için sürpriz bir gelişme sayılmıştır.[16] 

     

    Bu gelişme İsrail ve ABD açısından o kadar önemliydi ki İsrailli Bakan Moshe Arens, Türkiye ile İsrail arasındaki askeri ittifakın bölgesel güç dengesini değiştirdiğini söylemeye başlamıştır. Şubat ve Ağustos 1996 da imzalanan ve birçok hükmü gizli kalan anlaşmalar, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin ortak tatbikatlar yapmasını öngörmekle kalmamış, İsrail Deniz Kuvvetlerinin, Türk limanlarından faydalanmasına. Hava Kuvvetlerinin de geniş Anadolu platosu üzerinde eğitim uçuşları gerçekleştirmesine de izin ve imkân sağlamıştır. Bu arada ABD'nin de yardımıyla hassas kameraların, alıcıların ve uyduların kullanılmasını içeren ortak bir sınır kontrol sistemi de uygulanmaya başlamıştır.[17] Refah-Yol Hükümetinin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın daha önce imzalanan bu anlaşmaları savsaklaması ve işlevsiz kılması ve ülke çıkarlarını ve bölge halklarını savunması; İsrail’i ve Siyonist Lobileri kızdırmış ve 28 Şubat tezgâhıyla Refah-Yol yıktırılmıştır. 

     

     

     

     

    KAYNAK MAKALENIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKE TIKLAYINIZ :
    TÜRKİYE - İSRAİL İLİŞKİLERİ VE ERBAKAN ENGELİ :


    http://www.millicozum.com/mc/eylul-2009/turkiye-israil-iliskileri-ve-erbakan-engeli.html

     

     

     

 
Yorum Ekleyin
Başlık: *
Yorum:
Güvenlik Kodu:
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Mucahit Erbakan TV | Milli Çözüm Dergisi | Edit: Muratkuloglu.Com - 0546 760 1234 | İLETİŞİM |RSS