• DÜNYA ÇAPINDA SAYGIN İLİM VE FİKİR ADAMLARININ, AHMET AKGÜL HOCAMIZA TEBRİK VE TAKDİR MESAJLARI

    DÜNYA ÇAPINDA SAYGIN İLİM VE FİKİR ADAMLARININ, AHMET AKGÜL HOCAMIZA TEBRİK VE TAKDİR MESAJLARI

    19 Mayıs 2017

     
    | Devamı



    DÜNYA ÇAPINDA SAYGIN İLİM VE FİKİR ADAMLARININ, AHMET AKGÜL HOCAMIZA TEBRİK VE TAKDİR MESAJLARI





    TERCÜMESİ:

    Sayın Yakup Gözübüyük,
    Organizatör Milli Çözüm Dergisi
    Referans: Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya ve İnsanın Yozlaşması

     

    Gönderdiğiniz kitapları teslim aldım. Çok teşekkür ederim. Kesinlikle eminim ki, İlim dünyası bu çalışmanızdan ötürü minnettar kalacak, okumaya ve kafa yormaya değer bulacaktır. (Ahmet Akgül Üstadın, Adil Düzen ve İnsanın Yozlaşması kitapları insanlığa yeni ufuklar açacaktır, inşallah…1) Saygılarımla.

     

    Prof. Dr. Ali Karadagi
         (Üstat Prof. Yusuf El Kardavi’nin Yardımcısı)

    1- Özel Not

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Sevgili Kardeşim Yakup,
    Bana gönderdiğiniz iki kitap için teşekkür ederim (Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya ve İnsanın Yozlaşması). Bunlar gerçekten ilginç ve çok faydalı kitaplar. Ahmet Akgül Üstadımızı kutluyor, hayırlı ve başarılı çalışmalarının devamını diliyoruz. Saygılarımla.
     
    Prof. Dr. Muhammad Syukri Salleh
    İslam Kalkınma İdaresi Profesörü
    İslam Kalkınma Yönetimi Çalışmaları Merkezi (ISDEV)
       Universiti Sains Malezya 11800 Penang Malezya

    ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Saygıdeğer Kardeşim,
    Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi üzerine olsun.
    Umarım Allah'ın lütfuyla çok iyisinizdir. Çok güzel ve tarihi kent İstanbul'da konferans esnasında sizinle karşılaştığıma çok sevindim. Bu tür ilişkiler İnşaAllah devam edecektir. İlginç kitaplarınız çok makbule geçmiştir ve orijinal bilgiler içermektedir. Mekke-Mukarramah ve Suudi Arabistan'dan yapabileceğimiz herhangi bir hizmet varsa iletirseniz çok memnun olurum. Çok teşekkür ederim ve saygılarımla.
     
    Mohammad Zakir Hossain
    Editor, Müslüman Dünya Ligi (Rabitatul al-Alam al-Islami)
    Mekke-i Mükerreme, Suudi Arabistan

    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Sayın Yakup Bey,
    Ahmet Akgül Bey’in kitaplarını gönderdiğiniz için teşekkür ediyoruz;
    İslam Ekonomisinin temellerine referans yapılmış orijinal projeler olduğunu görmekten çok memnunuz… Tekrar teşekkür ediyor, çalışmalarınızda kolaylıklar ve başarılar diliyorum.
     
    Professor Mehmet Asutay
    Professor of Middle Eastern and Islamic Political Economy & Finance
    Durham University Business School, Mill Hill Lane, Durham DH1 3LB, UK

     -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Yakup Bey,

    Teşekkür ederiz. Mailiniz alınmıştır. Kitaplarınız bizi memnun kılmış ve hayran bırakmıştır. Saygılarımla.

     

    Leonid Savin
    Katehon Düşünce Kuruluşu

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Al Farabi Kazak Devlet Üniversitesi
    Farabi Kütüphanesi Müdürlüğü. Almatı, Kazakistan

     

    Sayın Yakup Gözübüyük,
    Al Farabi Milli Üniversitesinin kütüphanesine hediye ettiğiniz Türk araştırmacısı Ahmet Akgül'ün "Adil Düzen ve Yeni Dünya" adlı kitabı için teşekkür ederiz. Kitabın öğrencilerin ve öğretim görevlilerinin ilgisini çekeceğinden eminiz. Kütüphanemizdeki kitapların sayısını arttırmak hususunda karşılıksız yardımda bulunduğunuz için minnettarız. Meslek hayatınızda başarılar diliyor, bundan sonra da işbirliği içinde bulunacağımızı ümit ediyoruz.
     
    Tuyenbayeva Kalima Toleubayevna
    Al-Farabi Kazak Milli Üniversitesi
    Kütüphanesi Müdürü

    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Cemaati İslami Pakistan, Dış İlişkiler Departmanı, 29/04/2017
    Yakup Gözübüyük
    Organizatör, Milli Çözüm Dergisi

     

    Sayın Beyefendi,
    Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
    15 Şubat 2017 tarihli nazik mektubunuzu aldığımızı belirtmek isterim.
    Sn. Ahmet Akgül’e ait her iki kitap için de teşekkürlerimi kabul edin lütfen. Kitapları inceleme fırsatım oldu. Yazar önemli meselelere odaklanmış, bilimsel ve orijinal programlar hazırlamıştır; kendisine başarılar dilerim. Teşekkürler. Saygılarımla.
     
    Abdul Gaffar Aziz,
    Direktör, Dış İlişkiler Departmanı

    ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

     

    Üstat Ahmet Akgül Hocamızın Adil Düzen ve İnsanın YozlaşmasıKitaplarının İngilizce Baskılarının Ulaştırıldığı Farklı Ülkelerin Devlet Adamları, İlim Erbabı ve Düşünce Kuruluşları:












    Ahmet Akgül Hocamızın Adil Düzen ve İnsanın Yozlaşmasıkitaplarının Rusça Baskılarının Ulaştırıldığı Rus Makamları:













     

    Ahmet Akgül Hocamızın yorumladığı Kur’an’ı Kerim Mealini Erbakan Hocamızın tebrik ve tasdik ettiğini müjdeleyen ibretli bir rüya:

     

    FATMA BETÜL ERİŞKİN / Konya / 02.05.2017

    Rüyamda:

    Uzun bir çalışma odasında oluyoruz. Ahşap uzun bir masa, etrafında yine ahşap sandalyeler oluyor. Masanın ilk sağına Muhterem Ahmet Hocamız oturmuşlar. Hemen karşılarında da ben oturuyorum. Ucu verev (yazma kamışı gibi yan kesilmiş) bir kamış var elimde. Siyah mürekkebe batırıp, Muhterem Ahmet Hocamızın söylediklerini yazıyorum. Meali Kerim’le ilgili bir çalışma yapıyoruz. Ayet giriş çıkışlarında düzenlemeler yapıyorlar, ben de notlarını alıyorum. Bu esnada kapı vurulmadan direk açılıyor. İçeriyeAziz Erbakan Hocamız giriyorlar. Selam verip masa başındaki sandalyeye oturuyorlar. Mübarek ellerini öpüyoruz. Aziz Erbakan Hocamızın elinde yeşil ve mor renkli iki büyük dosya var. Mor olan dosyayı bana uzatıyorlar ve dosya üzerinde yapılan değişiklikleri direk not almamı istiyorlar. Elime verilen mor dosyanın içinde Bakara Süresinin tamamı yazıyor. Neredeyse her ayetin altına, üstüne düzeltmeler-eklemeler yapılmış. Ben içimden:“Allah’ım bu sayfalar nasıl bitecek?” diye düşünüyorum. Aziz Erbakan Hocamızve Muhterem Ahmet Hocamız, kendileri duyacakları şekilde yeşil dosya üzerinde çalışıyorlar. Dosyadaki not alınacak yerleri bitiriyorum. Başımı kaldırıp bakıyorum, Muhterem Ahmet Hocamız Meali Kerim’i açık bir halde iki ellerinde tutuyorlar. Aziz Erbakan Hocamız da sağ ellerinin şehadet parmakları ile sayfalardaki düzeltme yapılacak ayet meallerini düzeltiyorlar. İşleri bitiyor ve mübarek başlarını çevirip bana bakıyorlar. Aziz Erbakan Hocamız: “Bitti mi sendeki dosya?” diye soruyorlar. Ben de: ‘’Evet Hocam bitti’’ diyorum. O esnada Muhterem Ahmet Hocamızın masada olmadığını görüyorum. Aziz Erbakan Hocamız, Ahmet Hocamızı aradığımı görünce:“Ahmet düzenleme yaptığımız Meali Kerim’leri bastırmaya gitti” buyuruyorlar. Ben içimden: “Neden birini çağırıp emir buyurmadılar ki, bunun için Ahmet Hocamız yoruluyor” diye geçiriyorum. Aziz Erbakan Hocamız gülümseyerek, biraz önceAhmet Hocamızın oturdukları sandalyeyi gösteriyorlar. Sandalyenin oturulan kısmına bakınca bir görüntü olduğunu fark ediyorum. Dikkatli bakınca, Muhterem Ahmet Hocamızın bu Meali Kerim’leri, Milli Çözümden bazı kardeşlerimizin beyinlerine ve kalplerine bastığını (veya kopyaladığını) görüyorum. Aziz Erbakan Hocamız“Şaşırdın mı? Böyle olmak zorunda, bu Meallerden on binlerce değil milyarlarca bastırsak, dağıtacak olanların beyinlerine ve kalplerine yerleşmeden fayda etmez” diye buyuruyorlar. Sırtlarını sandalyeye yaslıyorlar, iki ellerini sandalyenin kollarına koyuyorlar. Biraz sessiz kalıp düşündükten sonra: “Bak mesela, çok önemli bir mesele ile ilgili karar vermen gerekiyor. Bu konu ayete ters mi? hadise muhalif mi? diye düşünüyorsun. Baktın, ters değil! Halâ karar vermekte zorlanıyorsun. İçinden de geçiriyorsun, acaba Erbakan Hocam olsaydı bu konuda ne karar verirlerdi? diye. Kalk iki rekat namaz kıl, tevbei istiğfar et. Gözlerini kapa, başını sağa eğ ve düşün. Yine düşün... Bir daha düşün... Burnun taa gözlerinin arkasına sızlayıncaya kadar bekle. Sızlarsa bil ki o an yanına gelmişiz. O an aklına ilk gelen, kalbine ilk doğan doğrudur. O, kararın olsun. Bize geldiniz diyelim, ziyaret edeceksiniz yapacağınız şey yine aynı. Gözlerinizi kapatın, başlarınızı sağa eğin. Yürekten bir Bismillah çekin. Ardından tevbe edin ve derin derin düşünün. Derin derin nefes alıp verin. Eğer burnunuz sızladı mı? biz oradayız demektir. Hayat nefestir. Nefes burunda başlar, burunda biter. Oraya şeytan oturdu mu, nefesler boşa alınıp verilmeye, hayatlar boşa yaşanmaya başlar. Burun sızlamayı bırakır. Burun sızlamadığı zaman kalp de sızlamaz. Kalbi sızlamayan da bizden değildir” buyurdu. Ben:“Bu her vereceğimiz kararda böyle midir? Acelemiz varsa, düşünecek vakit yoksa ne yapmalıyız Hocam’’ diyorum. Gülümseyerek buyuruyorlar: “İnsanoğlu ne kadar acelecidir. Bunu, acele karar vermemek için yapıyoruz zaten!..

    Şeytanı kararımızdan, hayatımızdan uzaklaştırmak için yapıyoruz! Zira şeytanın olmadığı hayatta Allah ve Resulü olur” buyuruyorlar.

    Sonra ekliyorlar: “Cevabını vermen gereken, karar vermen gereken hiçbir şey yok mu?’’ diye soruyorlar. Ben: “Var hocam olmaz mı” diyorum. Hocam: “Sırtını sandalyeden çek, güzel bir şekilde Euzu besmele çek, arkasından istiğfar… sonra başını eğ ve düşün. Uzun uzun düşün, Allah düşündüğün şeye dokunana kadar düşün!” Aziz Erbakan Hocamız bunları kısık bir sesle söylüyorlar, sesleri beynimde yankılanıyor, sanki elleri beynimde, kalbimin içinde dolanıyordu. Gözümü açtım, başımı doğrulttum. Aziz Hocamızla göz göze geldik. Ben: ‘’Aziz Hocam, benim düşüncelerimdeki el, sizin elinizdi sanki’’ dedim. Gülümsediler: "Allah’ın eli, gerçek Allah dostlarının elidir!?" buyurdular. Ben: “Biz bu şekilde yapınca, kararı veren de biz olmuyoruz o zaman öyle değil mi? Çünkü düşüncemiz de ellerinizle oluyor’’ diyorum. Aziz Hocamız: “İşte o zaman sızlıyor burnunuz direklerine kadar ve yine o zaman verdiğiniz karardan ölene kadar da öldükten sonrada pişman olmuyorsunuz’’ buyuruyorlar. Yine Ben: “Aziz Hocam, Sizi tanımasaydım ben ne yapardım? Nasıl bir boşlukta olurdum? Beni nerelere götürürdü o boşluk?” diyorum. O vakit Hocamız: “Hepimiz kıyametimize kadar şükür içinde olmalıyız. Şükürsüz devam olmaz, şükürsüz hayır olmaz! Kıyametine kadar şükrünü tam yap ki Bizim öğrettiğimizin devamını ara, bul, uygula! Bunları yazınca da bir sor bakalım: “Ekrem Bey, o büyük demir hangarla ilgili ne karar vermiş’’ buyurdular. Omzuma dokunup: “Hadi Bismillah de de kalk, hadi bismillah de de kalk” derlerken uyandım.

    Tevili:

    Yüce Kitabımız ve Allah Kelamı olan Kur’an-ı Kerim’le ilgili ve Aziz Erbakan Hocamız gibi bir zat suretiyle, şeytanın halis bir mü’mini aldatmasına Cenab-ı Hak müsaade buyurmayacağından, bu rüyanın Rahmani olduğu açıktır.

    Bu salih rüya bizlere:
    1- 40 yıllık bir emekle ve büyük bir mesuliyet hissiyle hazırladığımız Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı mealimizin, haklı ve hayırlı bir tercüme olduğuna, inşallah ve biiznillah doğru ve doyurucu yorumlar yapıldığına…
    2- Aziz Erbakan Hocamızın, ruhaniyetiyle ve himmetiyle her konuda olduğu gibi, bu Yüce Mealin hazırlanmasında da, bize bizzat destek çıktığına…
    3- Kur’an’ı Kerim’in sarih (açık) ayetlerine ve sahih (gerçek) hadisi şeriflere dayanmayan düşünce ve kanaatlere itibar olunmayacağına…
    4- Önce Milli Çözüm Ekibindeki sadık arkadaşlarımızın bu Meali Kerim’i, dikkatle ve ihtiyaç hissederek sıkça okumaları, anlamaları ve uygulamaları lüzumuna…
    5- Bu Meali Kerim’in, tamamlanan Türkçesinin ve Rusça tercümesinin; etkili, yetkili ve ilgili kesimlere ulaştırılması için, on binlerce bastırılıp dağıtılması hususundaki fedakârlıkların, katkıda bulunanlara çok büyük sevaplar kazandıracağına ve İnşallah günahlarımıza kefaret sayılacağına…
    6- Aziz Erbakan Hocamızın bir an evvel basılması için bize görev buyurması ise, bu imani ve ilmi hizmetin hiç aksatılmaması gerektiği hususuna, işaret ve beşarettir.
    En doğrusunu Allah bilir.

          

    YAKUP GÖZÜBÜYÜK’ÜN RÜYASI / İstanbul / 07.05.2017

    Cuma sabahı şöyle garip bir olay oldu.
    Gece saat 4 gibi rüyamda;
    Erbakan Hocamın makamına gitmişim, yanımda Milli Çözüm ekibinden olmayan; ancak ilkokuldan, iş yerinden vs. milli görüşçü arkadaşlar varmış. Yasin okuyacağız ama Ben onlara “buyurun arkadaşlar siz okuyun” dediğimde sükût edip bana bıraktılar. Tam ağzımı açacakken bir tanesi besmele çekip ezberinden Yasin suresini okuyacakken 4-5 kelimelik uydurma sözler tekrarlıyor. Ben herhalde unuttu galiba diye düşünerek Euzu-besleme çekip Ya-Sin diye başlayınca bu sefer diğer arkadaş aynısını yapıyor. Sonra biraz durdum başka biri daha teşebbüs edecek mi diye derken 1-2 arkadaş daha benzer şekilde davranıyor. Bu arada Kur'an sadece benim elimde bulunuyor. Sonra nasıl olduysa bu arkadaşlardan biri konuyu İmam Gazali’ye getirip onun şerefine dil uzatıyor. Artık dayanamayıp ben hepsini susturuyorum ve kızgın bir tonla “siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? İlk olarak, Ya-Sin suresi yerine ne okuyorsunuz öyle? Totem mi yapıyorsunuz? Yahu ne yapmaya çalıştığınızı anlamaya uğraşıyorum…” diye sorunca biri “evet bu rutin bir davranış” (hep böyle yaparız…) gibi bir şey söyleniyor.

    Daha sonra ben “Bunların Kur’an’da veya Sünnette yeri var mı?” diye sorunca susup kalıyorlar. Bunun üzerine ben onlara “şu edepsizliğe bakın, Kur'an’da ve Sünnette yeri olmayan nefsi ve uyduruk davranışlarınızı Kur'an ayetlerinin önüne koyarak Erbakan Hocamızın huzurunda edepsizlik ediyorsunuz, yetmez İmam Gazali gibi büyük bir zatın şerefinden bahsedip din istismarına kalkışıyorsunuz; oysa hepinizin şerefini toplasak onun şerefinin topuğuna yaklaşmaz!” deyip yüzümü makama çevirip yüksek sesle Euzu besmele çekip Yasin okumaya başlıyorum.

    Bu rüyadan uyanıp yaklaşık yarım saat belki daha fazla rüyada konuştuklarımı tekrarlıyor ve öfkem dinene kadar kendi içimden rüyadaki sözlerime ilaveler yapıyorum.

    Aynı sabah işe gelince bunlara benzer arkadaşla karşılaştım ve rüyamdaki durumu aynen yaşadım. Konu bir şekilde Aziz Erbakan Hocamıza gelince eski bir milli görüşçü olan arkadaş: “Bunca güzel gelişmeleri Erbakan mı yaptı? 2009’a kadar ben de Milli Görüşçüydüm ama onun yaptığı hayatımın içine etti!” diye küstahlaştı. Ben biraz kızgın bir tonla “ne zararını gördün Erbakan Hocamın?” diye sorunca “Belki imza atmadı ama süreci oraya getirerek yurt içinde okumamızı engelledi Onun yüzünden yurtdışılarında okudum süründüm...” gibi tutarsız sözler etmeye başladı. Ben de “Yurtdışında okuman yurtiçinden okumandan daha hayırlı olmuş en azından tecrübe edindin ve dil öğrendin, ne yani Allah’ın davasına bir tek Erbakan Hoca sahip çıktı diye ve sen biraz sıkıntılara katlandın diye Erbakan Hoca mı suçlu, nerede kaldı senin sınavın, senin anan baban dinini yaşayamazken Erbakan Hoca STK’lardan Sendikalara ve iş adamları derneklerine, siyasetten askeriyeye, her sahada hayırlı bir temel attı, dalgalanmalar başlattı ve bu sayede sen bugün bu kadar rahatsın ne demek Erbakan mı yaptı? Elbette Erbakan Hoca yaptı” dedikten sonra “Ben sizin Erbakan Hocayı bu kadar yüceltmenize karşıyım. O da bir insandı, öldü bitti! Neden bu kadar hararetli savunuyorsunuz?” diye sataştı (oysa bu iddiası kasıtlı bir çarpıtmaydı ve iftiraydı. Çünkü Biz Milli Çözüm Ekibi olarak, fani şahsiyetlerin değil Baki hakikatlerin sevdalısıydık! Aziz Erbakan Hocamıza da, Kur’an’ın hizmetkârı ve İslam davasının rehberi ve tercümanı olduğu için biat edip bağlanmıştık… Ve bize dünyalık hiçbir makam ve menfaat de sağlamamıştı… Faizsiz Adil Düzen ve İslam Birliği-D-8’ler girişimi gibi atılımlar, Erbakan’ın uydurmaları değil, Allah’ın ve Resulüllah’ın buyruklarıydı, bunlara sahip çıkıp savunmak da imanın ve insanlığın icabıydı.) Bunun üzerine ben de “Eğer sen bugün iftiharla andığın İmam Azam’ın devrinde yaşasaydın, o zindanda işkenceyle öldürülürken susanlardan olurdun. Eğer Müslümanlar bugünkü problemlere İslami çözüm üretmek için İbn Teymiyye, İbn Haldun, İmam Gazali, Ebu Hanife gibi büyük alimlerin görüşlerinden bahsettikleri halde ama çağımızın özellikle son yüzyılın problemlerine Kur'an ve Sünnet kaynaklı gerçek çözümler üretemezken, bir insan tüm bu alimlerin görüşlerini bir potada eritmiş ve ilmi delillerle projeler üretmiş, haklılığını ve farklılığını dünyaya ispat etmiş olan Erbakan Hocamızdan bahsetmiyorsa, görmezden geliyorsa; Onu anmak, savunmak, projelerine sahip çıkmak görevini yapmıyorsa işte o zaman bizim durumumuzla Ebu Hanife’nin gördüğü zulme sessiz kalan çağdaşlarının durumu arasında hiçbir fark kalmaz! Sen bu sözleri ederek 2009’a kadar verdiğin emeğe yazık ettin” diyerek uyardım. O an aşağıdaki şiir içime döküldü ve yerime geçip yazdım.

    Bu rüyanın te’vili:
    Gece sabaha karşı görülen rüyanın, aynı günün içerisinde aynen çıkması Rahmani bir işarettir. Hak davadan sapanların hangi kof mazeretlere sığındığını ve hidayetlerinin nasıl karardığının ispatıdır. Aziz Erbakan Hocanın Kur’an’a ve vicdana uygun en hayırlı ve haklı icraatlarının bile kötülenmeye çalışıldığı, ama AKP iktidarının en açık tahribatlarına bile nasıl kılıflar uydurulmaya uğraşıldığı, gayet net olarak ortaya çıkmıştır. Ama zafer kalabalıkların değil, hakta sebat eden az sayıdaki sadıkların olacaktır. İnşaallah!

          

    SADIKLARIN NAZI…
            
    Hak davaya omuz versen
    İftiraya göğüs gersen
    Hain sadık öne sersen
    Yine anlamazlar seni!..
        
    Hainler sadıkı bilir
    Mert deyince, ismin verir
    Hep gururundan gerilir
    Kör kuyuya atar seni…
          
    Tımar etsen çifte atar
    Yular tutsan inat yapar
    Gayri yetmez vebal atar
    Komalara sokar seni…
          
    Yalan katıyor sözüne
    Hak perde çekmiş gözüne
    Vesvese düşmüş özüne
    Kof kantarda tartar seni!..
          
    Mürşid derya Mürid damla
    Ol damla ne imiş anla
    Nefse Şeytana aldanma
    Fasıklara katar seni!..
        
    Rahmet Hocam özün gören
    Eşiğine yüzün süren
    Hainin defterin düren
    Rabbim aziz tutar seni!..
          
    Rızasına ermeye bak
    Zafer vermez, tembele Hak
    Yakup kalbini aşka yak
    Yoksa gaflet yutar seni!
          

    Milli Çözüm Edirne temsilcimiz İlker Darıcı Bey’in yaşadığı olay:

    İlker Darıcı Bey Kahraman ordumuz tarafından icra edilen Sincar ve Karaçok operasyonlarından 2 gün sonra gece “Kalk bak! Gördün mü? 3 dakikalık operasyon dünyayı titretti!” şeklinde bir ses duyarak, hayretler içinde uyanmıştı!..

    Bu müjdeli ve heybetli uyarı, Aziz Erbakan Hocamızın, bizzat hazırlayıp kahraman ordumuzun ilgili birikimlerine aktardığı; ABD, AB ve İsrail’in bütün silah sistemlerini ve nükleer füzelerini etkisiz kılacak teknoloji harikalarının, artık kullanılmaya ve zalim güçleri korkutup çaresiz bırakmaya başladığını hatırlatmıştı.































































































































    Bu Haber 183 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS