İÇİNDEKİLER:
1- TÜRKİYEMİZ’İN VE DÜNYANIN BU GÜNKÜ DURUMUNUN GERÇEK TEŞHİSİ
2- MİLLİ GÖRÜŞ NEDİR?
3- IRKÇI EMPERYALİZM NEDİR ?
4- İŞBİRLİKÇİLİK NEDİR ?
5- IRKÇI EMPERYALİZMİN 20. ASRA AİT TEMEL PALN VE UYGULAMASI
6- IRKÇI EMPERYALİZMİN YENİ DÖNEMİ
7- BURAYA NASIL GETİRİLDİK
8- BUNDAN SONRA NE OLACAK ?
“ Mili Görüş” ün temelini, sevgi ,şefkat,hoşgörü,merhamet,esirgeme ve bağışlama teşkil etmektedir. Bundan dolayı da Milli Görüş” ün gayesi , öncelikle Türkiye’deki 75 milyonun ve bununla beraber yeryüzündeki 6 milyar insanın tamamının saadetidir.
Fakat ne yazık ki, bugün ne Türkiye’deki 75 milyon kardeşimiz, ne de yeryüzündeki
6 milyar insan saadet içerisinde değildir.Aksine ızdıraplar,sıkıntılar ve gözyaşının arttığı
bir istikamete doğru hızla sürüklenmektedir.
Her şeyden önce belirtmeliyiz ki doğru teşhis yapılmadan, doğru tedavi yapılması
mümkün değildir.
Bu teşhisi yaparsak ne görüyoruz;
Bunun Temel Sebebi Şudur:
Hak ve Batıl mücadelesi insanlık tarihinde Adem (AS)’dan beri süregelmiştir ve
Kıyamete kadar da devam edecektir.Milli Görüş,”Kaba Kuvveti Değil” Hakkı Üstün
Tutan” görüştür ve hakkı temsil etmektedir.
İnsanlar, tarih boyunca ne zaman hakkı üstün tutan bir zihniyet ile yönetilmişlerse
saadet bulmuşlardır.Ne zaman da, kaba kuvveti üstün tutan batıl görüşlerin hakim olduğu yönetimler altında yaşamaya mahkum kalmışlar ise sadece ızdırap çekmişler ve
göz yaşına boğulmuşlardır. İnsanlık tarihi bu gerçeği istisnasız her vesile ve sayısız misaller
ile apaçık bir şekilde göstermekte ve ispat etmektedir.
Milli Görüş’ün dışında kalan batıl görüşe sahip insanların zihniyetleri, soyları, inançları ve mezhepleri her ne kadar çok çeşitleri ihtiva ediyorsa da şuurlu bir teşhis yapıldığında görülür ki, bilhassa son üç asırdan beri bu batıl görüşler bir merkez tarafından kontrol edilip yönlendirmekte, bu merkez ırkçı emperyalizm diğer bir ifade ile Siyonizm dir.
Tarihimize baktığımızda Selçuklular ve Osmanlılar döneminde bin yıl Milli Görüş ile Dünyada hakim olmuşuz, bütün Dünyada adil bir düzen kurup, huzur, barış ve saadeti sağlamışız. Fakat, yaklaşık son ü ç asırdan beri maddi güç ırkçı emperyalizmin kontrolüne geçmiş ve bu yüzden de insanlık, huzur, barış ve adalete hasret kalmıştır.
MİLLİ GÖRÜŞ NEDİR ?
İnsanlığın saadeti için 5 şeye ihtiyaç vardır;
1- Huzur, barış ve güvenlik,
2- İnsan hakları ve hürriyetler,
3- Adalet: Hürriyetlerin çalıştığı yerde hudutların adalete çizilmesi,
4- Refah,
5- İzzet, şeref ve onur,
İnsanlığın saadeti için bu beş şart gerekli ve yeterlidir.Bu şartlar ise ancak Milli Görüş ile temin edilebilir.
Çünkü; Milli Görüş, hakkı üstün tutan görüştür.
Milli Görüş, kimyası itibarı ile üç temel esastan yoğrulmuştur.
1-Maneviyatçı olmak; menfaatçi ve materyalist olmayıp ahirete inanmak.
2-Kaba kuvveti değil, hakkı üstün tutmak.
3-Nefse esareti değil, nefis terbiyesini esas almak.
Kimyası böyle olan bir görüşe, Allah yardım eder ve o görüş sahipleri 3 fiziki mazhariyete nail olurlar.
1-Hidayet,
2-Feraset,
3-Dirayet,
Milli Görüş’ün temeli, yukarıda da işaret edildiği gibi, sevgi ve şefkattir. Gayesi ise, bütün insanlığın saadetidir.
Bunun için Milli görüş’ün düzeni; sömürü düzeni değil, herkese hakkını veren “Adil Bir Düzen “dir.
Milli Görüş’ün yolu orta yoldur. İfrat ve tefritten kaçınan yoldur.
Milli Görüş’ün hak anlayışı:
Hak ancak 4 sebepten doğar:
1- İnsan olmaktan dolayı sahip olunan Temel İnsan Hakları, herkes için eşittir.
2- Emek bir hak sebebidir.
4- Adalet gereği hak doğar.
IRKÇI EMPERYALİZM NEDİR ?
Bu özelliklere mukabil batıla yönlendiren ırkçı emperyalizmin temel inanışı ise 5767 sene evvel firavunlar zamanında tanzim edilmiş olan bir sihir kitabına, “Kabbala “ ya dayanmaktadır.Bu zihniyetin inanışının 4 temel esası vardır:
1-İnsanlar içinde Ben-i İsrail ırkına mensup olanlar üstün varlıklardır ve diğer ırkların hepsi Ben-i İsrail’e köle olmak için yaratılmışlardır.Onlar önce maymun olarak yaratılmışlar ve sonra da insana dönüşmüşlerdir.
2-Bu gerçek nazariyatta kalmayacak, yaşama da yansıyacaktır.
3-Bu yansımanın gerçekleşmesi için, Ben-i İsrail’in 3 görevi yerine getirmesi gerekmektedir;
a)Tarih boyunca bulundukları ülkelerde bozgunculuk yaptıkları için hep sürgüne gönderilmiş olan Ben-i İsrail’in Kudüs’te toplanması,
b)Ben-i İsrail’in Fırat’tan Nil’e kadar bütün Ortadoğu’yu kapsayan (Kıbrıs ve Kuzey Doğu Anadolu’muz da dahil olmak üzere) Vaat edilmiş Toprakların (Arz-ı Mev’ud) tamamını içine alan “Büyük İsrail”i kurması.Bunun emniyeti için de Fas’tan Endonezya’ya kadar 28 ülka yönetiminin kontrol altında bulundurulması ve Anadolu’da Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın mirasçısı bağımsız bir devletin bulunmaması,
c)Süleymen Mabedi’nin yeniden inşa edilmesi.
4-Bu görevler yerine getirildiği zaman, Ben-i İsrail’in kurtarıcısı Mesih yer yüzüne inecek (İsa (AS) değil !) Davut (AS)’IN tahtına kral olarak oturacak ve Ben-i İsrail’in dünya hakimiyetini ebediyen perçinleyecektir.
Milli Görüş’le , ırkçı emperyalizm (Siyonizm)’in temel görüşleri arasındaki fark, bunların Hak anlayışlarından doğmaktadır.
Milli Görüş’ün Hak anlayışını yukarıda açıkladık.Milli Görüş’e göre hakkın anacak yukarıda belirtilen 4 sebebe göre doğacağı, başka hiçbir sebepten dolayı hak doğamayacağı,başka hiçbir sebepten dolayı hak doğamayacağı anlayış ve inanışına mukabil; ırkçı emperyalizmin hak anlayışı tarih boyunca bütün Firavun,zalim ve batılın hak anlayışına uygun bir şekilde hak şu 4 sebepten doğmaktadır.
1-Kuvvet, hak sebebidir.
2-Çok olmak, hak sebebidir.
3-İmtiyaz sahibi olmak, hak sebebidir.
4-Menfaat, hak sebebidir.
Her aklı başında insanın idrak edeceği gibi, bu sebeplerin hiçbirisi hak sebebi olamaz.Böyle bir hak anlayışının yeryüzünde huzur, barış ve adaleti tesis etmesi mümkün değildir.
Bu hak anlayışından dolayı ırkçı emperyalizmin yapacağı her iş ifsattır.
Milli Görüş; ıslah eder, Salih amel (işler), saadet getirir.
Irkçı emperyalizm ise; ifsat eder, zulüm, ızdırap ve gözyaşı getirir.
Adem (a.s)’dan beri insanlık tarihi baştan sona kadar bu gerçeği ispat etmektir ve bu gerçeğin tarih boyunca hiçbir istisnası olmamıştır.
Irkçı emperyalizm, bütün tarih boyunca olduğu gibi bugünde İFSADINI aşağıdaki Tabloda-1:’de özetlenmiş olan 4 koldan yürütmektedir.
TABLO- 1: İFSAT:
|
1
|
ŞİDDET
|
SAVAŞ
|
TERÖR
|
|
|
2
|
FİKİR KİRLENMESİ
|
MEFHUM
|
AHLAK TAHRİBATI
|
İSLAMDAN UZAKLAŞMA
|
|
|
|
THINK-THANK
|
MEDYA
|
SİNEMA
|
|
3
|
DÜNYA SİYASİ VE EKONOMİK NİZAMI
|
|
|
|
|
4
|
İŞBİRLİKÇİ:
|
HÜKÜMETLER
|
MEDYA
|
İŞ ADAMLARI
|
Buna mukabil, Milli Görüş ise Ben-i İsrail dahil, bütün insanlığın saadeti için Tablo -2’de gösterilen 4 koldan yeryüzünü ıslah etmeye ve bütün insanlara saadet getirmeye çalışmaktadır.
TABLO – 2: ISLAH:
|
1
|
TEMEL GÖRÜŞ
|
MİLLİ GÖRÜŞ
|
|
|
|
SAADET'İN 5 ŞARTI
|
|
|
|
|
|
D-8'LERİN 6 YILDIZI
|
|
|
|
|
|
2
|
HAKKIN TEBLİĞİ
|
DAVET,
|
GAYRETLE ÇALIŞMA
|
SİYASİ İRADE
|
|
3
|
ADİL DÜNYA DÜZENİ:
|
BAĞIMSIZ
|
ORGANİZASYON DÜZENİ:
|
TEKNOLOJİ
|
|
EKONOMİ
|
5 TEMEL ADIM
|
|||
|
MÜEYYİDE
|
|
|||
|
|
|
|||
|
|
|
|||
|
|
|
|||
|
|
|
|||
|
|
|
|||
|
|
|
|||
|
4
|
MİLLİ GÖRÜŞ'ÇÜ
|
HÜKÜMETLER
|
MEDYA
|
İŞ ADAMLARI
|
|
SİYASET
|
MEDYA
|
EKONOMİK DESTEK
|
Irkçı emperyalizm, ırkçı bir inanış olup, Ben-i İsrail ırkına dayanmaktadır.Halbuki bu ırkın mensupları yeryüzünde toplam insanların % yarımını bile teşkil etmektedir.
Bu ırktan olmayanı ırkçı emperyalizmin has evladı kabul etmek, onların inançlarına göre mümkün değildir.
Bu gerçeğe rağmen Kabbala’nın yazıldığı tarihten bugüne kadar geçen 5767 seneden beri bu batıl inanca sarılıp, Dünya’ya hakim olmak için bütün güçleriyle çalışmışlardır.
Bunun için 2 şeye önem vermişlerdir.
1-“Para Gücü”nü ele geçirmek,
2-Ben-i İsrail ırkından olmadığı halde ırkçı emperyalizme hizmet edecek ”İşbirlikçi İnsan Gücü”nü ele geçirmek.
İŞBİRLİKÇİLİK NEDİR ?
Bu temel inanışın doğal bir sonucu olarak da, Ben-i İsrail ırkından olmayanlar ya köle olacaklar, ya da yok edileceklerdir.Bu inanış; eşit haklar, adil düzen ve birlikte barış içerisinde yaşamayı kabul etmiyor.
İşte bu ırkçı emperyalizm, bir yandan 16. asıda Hıristiyanlık dinini değiştirip faizi helal sayan Protestanlık Mezhebi2ni kurmak suretiyle yeryüzünün her tarafında kurduğu “faizci kapitalist düzen” vasıtasıyla ki bu düzen Protestanlık Mezhebi’nin dini düzenidir, bütün insanlığı sömürerek “para gücünü” ele geçirmiş diğer yandan da ,1 dolar üzerindeki 13 katlı piramit ile sembolize edilen dünya organizasyonu vasıtasıyla Ben-i İsrail ırkından olmayanları ırkçı emperyalizmin hedeflerine hizmet ettirmek suretiyle takriben üç asırdan beri “yeryüzünün insan gücünü ve kontrolünü” ele geçirmiş bulunmaktadır.
İşte insanlığın üç asırdan beri barışa, adil bir düzene ve huzura hasret kalmasının temelinde yatan ana sebep budur.
Çünkü ırkçı emperyalizm, yukarıda ifade edilen temel inancından ve hedeflerinden dolayı belirttiğimiz gibi faizci kapitalist düzen ile insanlığı sömürmek suretiyle para gücünü ve 1 dolar üzerindeki 13 kademeli piramit ile sembolize edilen Dünya organizasyonu vasıtasıyla da insan gücünü ele geçirmiştir.
Bu sayede;Irkçı emperyalizmin para gücü ile insan gücünü ele geçirmek ve Büyük İsrail’i kurmak için tarih boyunca yaptığı önemli çalışmalar ve hamleler şunlardır:
1- 15. Asrın başında İspanya!da Endülüs İslam Devletinin fikri ve inanç hürriyeti bakımından, örnek bir ülke olması fırsatından yararlanan ırkçı emperyalizmin İspanya’da yaptıkları tarihi illuminiate – mürşitler toplantısı.
2- Bu toplantıda alınan kararlar mucibinde Büyük İsrail’i kurmak ve Ben-i İsrail’i Kudüs’te toplanmak maksadıyla (Amerika’yı Hindistan zannediyolardı) Müslümanların Hindistan’a denizden gitmeyi başardıklarını duydukları için, gidilmesi en zor ülke olan Hindistan’dan İspanya’ya çağrılıp görevlendirilmesi.
3- Kristof Kolomb’un yolculuğunun finanse edilmesi için Endülüs Devletinin yıkıp, Fransızların İspanya’ya çağrılıp görevlendirilmesi be ve Ben-i İsrail’e mensup bir Maliye Bakanı atanmasıyla İspanya hazinesinden borç olarak bu paranın alınması.
4- Kristof Kolomb’un Hindistan zannedilen Amerika’da vaad edilen zenginlikleri bulmadan el boş olarak geri dönmesi yüzünden İspanyaya Kralından aldıkları borcu geri ödeyemedikleri için Kral tarafından Ben-i İsrail’in katledilmesine karar verilmesi.
5- O tarihte Osmanlı Hükümdarı olan Şevketli II. Beyazıt’ın merhameti ile bu katliamdan kurtulmak için kendilerinin başta Selanik olmak üzere Osmanlı topraklarına yerleşmelerine izin verilmesi.
6- Amerika seyahati için büyük gemiler yapmaya muvaffak olunca bu gemilerle bu sefer Afrika’nın güneyinden gerçek Hindistan’a ulaşılması ve Hindistan’daki zenginlikleri Avrupa’ya getirmesi ile yapılan ticaretle kısa zamanda zengin olmaları, büyük bir para gücüne kavuşmaları.
7- Böylece 16. Asrın başında ellerindeki paranın çalışmadan ve üretmeden nema getirmesini sağlamak maksadıyla başkalarını sömürmek için faizci kapitalist nizamı yaymaya çalışmaları;Papalığın karşı çıkması üzerine Hıristiyanlık dinini değiştirip Katoliklerin karşısına faizci kapitalist sistemi esas alan Protestanlığı kurmaları, geliştirmeleri ve yaymaları; böylece Kuzey Avrupa ve Amerika yönetimlerini ırkçı emperyalizmin kontrolü altına a almaları.
8- Buna ilaveten 20. Asrın başında Amerika’yı tamamen kontrol altına alabilmek için ırkçı emperyalizme hizmet maksadıyla evangelist mezhebini kurmaları ve yaymaları, bu adımlar atılırken bir yandan kapitalist sistem vasıtasıyla bütün insanları sömürerek “Para gücünü” erişilmez derecede artırmaları ve diğer yandan da (1$, bir dolar) üzerindeki 13 kademeli piramitle sembolize edilen yönetimle “İnsan gücünü” ele geçirmeleri.
9- Ve bu para ve insan gücünü kullanmak suretiyle Tablo – 1’de gösterilen ifsadı 4 koldan geliştirmek, işbirlikçi hükümetler, işbirlikçi işadamları ve işbirlikçi medya vasıtasıyla ülkeleri ve dünyayı adım adım kontroller altına alma çalışmalarını yürütmüşlerdir.
İşte işbirlikçiler ırkçı emperyalizmin asırlar boyu geliştirdiği bu metotlar ve imkanlar vasıtasıyla Ben-i İsrail ırkından olmadıkları halde ırkçı emperyalizmin gayelerine,
menfaatleri dolayısıyla hizmet eden, yeryüzünde ifsada yardımcı olan kimselerdir.
10-Irkçı emperyalizmin Büyük İsrail-i kurabilmek için tarih boyunca 19 defa Haçlı seferi düzenlemiştir.
Bu seferler için Hıristiyanları kullanmışlardır.
Bunları kullanmak için de şu yola başvurmuşlardır:
“Ey Hıristiyanlar! Siz İsa (a.s)nın yeryüzüne gelmesini beklemiyor musunuz?
Biz de aynı Mesih’i bekliyoruz.(Burada takıyye yapıyorlar.Onlar Hz. İsa (a.s)’yı sevmezler.Onları Mesih’i başkadır.Onları kullanmak için böyle söylüyorlar.)
Sizin elinizdeki İncil’de Mesih’in yeryüzüne gelmesini şartları gösterilmemiştir.
Halbuki bizim elimizdeki Tevrat’ta bu şartlar belirtilmiş. Gelin Tevrat’tan istifade ederek bu şartları yerine getirelim. Mesih’in yeryüzüne gelmesini bir an evvel sağlayalım.”
Nedir bu şartlar;
1- Beni İsrail’in Kudüs’te kurulması.
2- Büyük İsrail’in kurulması ve güvenliğinin sağlanması.
3- Bunun için 19 Haçlı seferini püskürten Anadolu’da, Selçuklu ve Osmanlı’nın devamı olan bağımsız bir devletin bulunmaması.
4- Süleyman Mabedinin yeniden yapılması.
İşte bu aldatmaca ile Hıristiyanları kendi maksatları için kullanmaktadırlar.
Bu çalışmaları o kadar başarılı bir şekilde yapmışlardır ki:
Clinton : “ Ben Amerika için askerlik yapmadım. Ama İsrail’in kurulması için savaşırım.” diyebilmektedir.
Ve ayrıca 10 Amerika Cumhurbaşkanı, seçildiklerinde yaptıkları ilk konuşmalarında hepside aynen:
“ Benim için bir numaralı dünya meselesi, İsrail’in emniyetidir.” demişlerdir.
İşte ırkçı emperyalizmin para gücü ve insan gücüne dayanarak yeryüzünü kontrollerine almalarına rağmen, Margaret Thatcher, 1990 İskoçya konuşmasında “Düşmanımız İslamdır ” sözünün altında açıkladığımız bu gerçekler yatmaktadır.
IRKÇI EMPERYALİZM’İN 20. ASRA AİT TEMEL PLAN VE UYGULAMASI:
V.1 –PALANLAYICI: Theodor Herzl,
Rus harbi esnasında sultan II. Abdülhamid’e gelip para karşılığında Filisten’den toprak satın almak istemesi ile işe başladı. Sultan II. Abdülhamid’in kendisisni “ şehit kanıyla alınan topraklar, parayla satılmaz” sözü ile reddetmesi üzerine kendisini gönderen mürşidlerinin yanına döndü ve 1897 Basel Konferansı’nı tertip etti. Bu konferans da şu 3 kararı alarak bir asırlık plan ve hedeflerini ortaya koydular;
1- Sultan II. Abdülhamit tahtan indirilecek,
2- Osmanlı Devleti yıkılacak
3- 100 yılda Müslümanlık ortadan kaldırılacak
İnanıyoruz ki Müslümanlığın koruyucusu Cenab-ı Allah’tır.
Irkçı emperyalizmin gücü zahiridir. Gerçekte kudret ve kuvvet sahibi yalnızca Cenab-ı Allah’tır.
Biz burada ırkçı emperyalizmin planlarının ne olduğunu ortaya koyuyoruz.
V.2- UYGULAYICI EMANUEL KARASSU
Irkçı emperyalizm, Basel konferansı ile karara bağladığı planın uygulanması İtalyan Hahamı, Emanuel Karassu’yu seçerek görevlendirmiştir.
Emanuel Karassu, bu planı uygulamak için önce hazırlığını yaptı.Sonra uygulamaya gaçti.
Bunun için İtalya’dan geldi.Osmanlı topraklarında, Selanik’e yerleşti.
Burada “İttihaf ve Tereakki”yi önce dernek olarak kurdu.Ve mason localarını açtı.Böylece etrafında insan gücü oluşturmaya gayret etti.
Bu bölgedeki bazı askeri bürokratları etkileyerek bunları tahrik edip, Padişaha karşı İstanbul’a yürümelerini sağladı.
Barışçı 2. Sultan Hamit Han bunları telef edebileceği halde şefkatli bir insan olduğu için “Bunlar benim tebaalarım.Kan dökülmesin, ne istiyorlarsa yapalım” diyerek arzularına uymayı tercih etti.Ve bunların baskısıyla 1878’de kapatmış olduğu Meclis-i Mebusan-ı 30 sene sonra 1908’de yeniden açtı.
Emanuel Karassu, bu meclise Selanik Milletvekili olarak geldi.Çoğunluğu yine gayr-i Müslüm olan ve Emanuel Karassu’nun kontrolünde olan bu Meclisten, 1 yılda Sultan Abdülhamit’in halli için karar çıkarttı.
Bu kararı tebliğ eden heyetin başında saraya bizzat kendisi gitti.
1909’dan Abdulhamid’i Selanik’e sürgüne gönderdiler.Bunun sonucunda İttihat ve Terakki parti haline getirildi.Ve meclise hakim olundu.Bir kaç askeri bürokratla da asker etti altına alındı.
Böylece Emanuel Karassu, Basel konferansı kararlarının 1. adımını gerçekleştirmiş oldu.
Sıra 2. adımına gelmişti.
Önce Libya, İtalyanlara verildi.
Sonra Balkan harbi çıkarıdı.
Sonra hiç lüzum yokken Osmanlı 1. cihan harbine sokuldu.
Birinci Cihan harbi esnasında 1914’ten 1918’e kadar 4 yıl boyunca Galiçya’sından Yemen’ine kadar 30 cephede çarpışan Osmanlı, bütün cephelerde Çanakkale destanı gibi büyük kahramanlıklar göstermesine rağmen bütün dünyaya karşı savaşmaktan bitap düştü.Sevr-i imzalamak mecburiyetinde kaldı.
Sevr, temelde Büyük İsrail projesidir.
İngilizler, Filistin’e bu toprakların kendilerinin olması için değil, İsrail’i kurmak için gittiler.
Fransızlar, Kahramanmaraş’a Büyük İsrail-i kurmak için Sevr-i uygulayabilmek gayesiyle 5 yıl uğraştı.
Fakat daha 1919’da, Kahramanmaraş’ta Sütçü İmam ve Rıdvan Hoca gibi Milli Kahramanların öne düşmesiyle halkın kazma-kürekle Fransızları kovmasıyla;Yunanlılar 15 Mayıs 1919 da İzmir’e çıktılarsa da, mesela Balıkesir de H.Basri Çantay ve Vehbi Çıkrıkçı gibi Milli kahramanların gayretleriyle, halkın zeybeklerden Milis teşkilatı kurup Yunanın karşısına çıkmasıyla işgalciler elini kolunu sallayarak ilerleyemediler.
Bunları takiben 23 Nisan 1920’de TBMM’nin kurulması ve Anadolu’da işgalcilerin kovulması için topyekun Milli Kurtuluş savaşının başlaması üzerine SEVR uygalanamadı.
Bunun üzerine Irkçı emperyalizm, 5 yıllık Birinci Cihan harbi ve İstikbal Savaşından sonra 10 yıl uğraşmasına rağmen hedefine ulaşamayınca stratejisini değiştirdi.Savaşarak Anadolu’yu işgal yerine, Haym Nahum doktrini ile Anadolu’yu yumuşak lokma yapıp, Büyük İsrail’i kurma stratejisine döndü.
V.3- YOK EDİCİ HAYM NAHUM
Anadolu’nun inançlı insanlarının mukameveti karşısında ırkçı emperyalizm hedefine savaşla ulaşamayınca 1923’te bir mola vermeye hazırlık yaparak sanal işgallere Anadolu’yu yumuşak lokma yapıp, ırkçı emperyalizmin planlarını hedefine ulaştırmayı kararlaştırınca, Mısır Hahamı Haym Nahum, ırkçı emperyalizm tarafından ön plana çıkartıldı.
Ve her türlü çabaya rağmen ABD Lozan’ı hiçbir şart altında imzalamadığı halde, Haym Nahum’un Lozan’da, İnönü’nün müşaviri sıfatıyla görüşmelere girerek, Fransız Başbakanı Clamenso, İngiliz Başbakanı lord Corc ile yaptığı görüşmelerin sonucu olarak (Irkçı emperyalizmin kontrolü altındaki bu ülkelerin kendi iç planlarına göre asıl olan Sevr’in uygulanacak olmasına rağmen)10 senelik savaştan sonra bir müddet dinlenmek ve mola vermek için şeklen Lozan’ı imzalamaya razı oldular.
Ama bu mola süresinde onlara göre Haym Nahum doktrini esas alınacak ve gerçekleştirilecek idi.
Bu doktrine göre:
Büyük İsrail’in kurulması ve onun emniyeti bakımından Selçuklu ve Osmanlı’nın miraşçısı bağımsız bir devlet olmasını temin için, her ne kadar Lozan imzalanıyorsa da garçekte Haym Nahum planı uygulanacak ve şu 4 hedefi gerçekleştirmek suretiyle Türkiye Yumuşak Lokma yapılıp, parçalanarak, yutulacak.
Böylece İstiklal savaşındaki gibi ağır telefiyat verilmeden, hedefe sanal işgalle ulaşılacak.
Hayım Nahum, batılıları ikna ederken, “biz ırkçı emperyalizm olarak 5700 senedir Büyük İsrail’in kuruluşunu bekliyoruz.Çok büyük telefiyat vereceğimize 20 sene daha beklesek ve sanal işgalle Türkiye’yi yumuşak lokma yapıp daha az telefiyatla yutsak daha iyi olmaz mı? , Daha akılıca olmaz mı”? demiştir.
Haym Nahum doktrini 4 unsura ihtiva etmektir: Türkiye’yi Yumuşak lokma yapmak için gerçekleştirilmek istenen hedefler şunlardır:
1- Türkiye insanını aç bırakmam,
2- Türkiye insanını işsiz bırakmam,
3- Türkiye’yi borca esir etmem,
4- Halkı dininden ve inancından uzaklaştırmak.
İşte ırkçı emperyalizmin 90 yıllık kendi iç planında güttüğü hedefler bunlardır.Ve AKP’nin işbaşına getirilmesi gayetleri ve ne pahasına olursa olsun Avrupa Birliği’ne gireceğim diye şuursuz bir şekilde ortaya atılması karşısında, tekrar önümüze SEVR’in konması ve onun gerçekleşmesi için de AKP yönetimini kullanarak Haym Nahum doktrini uygulanmaya çalışılması olaylarının arkasında ve temelinde bu söylediğimiz gerçekler yatmaktadır.
VI. IRKÇI EMPERYALİZMİN YENİ DÖNEMİ
SON 20 YILLIK DÖNEM
Irkçı emperyalizm tarafından takriben 100 sene evvel Theoder Herzl tarafından planlanan, Emanuel Karassu tarafından uygulanan ve Haym Nahum tarafından yok etme safhasının gerçekleştirilmesi istenen ana planın uygulaması 1990 dan itibaren yeni bir dönemi başlatmıştır.
1990 da Komünizmin iflası ve Sovyetlerin dağılması üzerine tek kutuplu bir dünya meydana gelince ve tek kutup olan ABD’de ırkçı emperyalizmin avucu içine girince şimdi artık ırkçı emperyalizm, 5760 yıllık gayelerini nihayet gerçekleşmesi için vaktin geldiğine inanmaktadır.
Margaret Thatcher, 1990 İskoçya’da NATO toplantısında yaptığı konuşmasında;
“Düşmansız ideoloji yaşayamaz, bizim yaşamamız için mutlaka düşman olmalı. Bu güne kadar Rusya idi. Şimdi çöktü. Bu durumda Natoyu ne yapacağız. Lav mı edeceğiz? Hayır, düşman olmasa idi yeni bir düşman ihdas etmemiz gerekecekti. Halbuki buna gerek yoktur. Düşmanımız vardır. Vede İslam’dır” sözleri ile ortaya çıkan yeni dönemde; ırkçı emperyalizmin planlama görevini, 100 sene önceki Theodor Herzl’in yerine şimdi Brizinsky yapmaktadır. Uygulama görevini ise 100 sene önceki Emanuel Karassu yerine, Makovsky yapmaktadır, yok etme Dgörevinin de 100 sene önceki Haym Nahum yerine, şimdi ABD başkanları yapmaktadır.
Bu yeni takımın işe başlarken,
“Artık Büyük İsrail’i kurmamızın vakti gelmiştir. Önümüzde tek engel Refah Partisi” dir. Her güçlülüğü yendiğimiz gibi bu engeli de aşacağız. Yok etme planlarımızı yürütmek için en uygun yol, Türkiye’yi sanal olarak işgal etmektir.bunun için de Refah Partisi içindeki dünyacılarla işbirliği yapalım.elimizdeki medya gücü gibi her türlü etkileme imkanlarıyla seferber olarak AKP’yi iş başına getirelim ve Haym Nahum doktrini uygulayarak sonuca ulaşalım.”dedikleri anlaşılmaktadır.
VII. BURAYA NASIL GETİRİLDİK:
Irkçı emperyalizm tarafından bütün dünyada Müslüman ülkelere karşı ve Müslümanlara karşı yeni bir imha planının uygulanması için 2001 yılında ikiz kulelerin, bizzat kendileri tarafından yıkılması takiben yaşadıklarımız, ırkçı emperyalizmin maksat ve gayelerini apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır.
İşe dünyanın en önemli ülkesi olan Türkiye’de Milli Görüş zihniyetiyle, Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya kurmakta olan Refah Partisi’nin her türlü yola başvurulacak, yasalara aykırı bir şekilde kapatılmasıyla başlanmış, 3 Kasım 2002’de her türlü etki kullanılmak suretiyle AKP kahir bir çoğunlukla iş başına getirilmiştir.
Bu adımlar atıldıktan sonra bir yandan söz dinlemeyen Afganistan ve Irak zorla işgal edilmiş;diğer yandan da Gürcistan, Ukrayna, Kırgızistan gibi ülkelere turuncu ihtilallerle işbirlikçi hükümetler iş başına getirilmiştir.
Bunlara ilaveten büyük İsrail’in bir an evvel kurabilmesi için bir yandan Filistin, Lübnan,Suriye,İran,Mısır,Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de işgalleri için planlar yapılmıştır.
Diğer yandan da Türkiye’nin yumuşak lokma olarak yutabilmesi için AKP yönetimiyle ekonomiyi IMF’ye teslim etmesi sonucu olarak, Türkiye’nin aç bırakılması, işsiz bırakılması ve borca esir edilmesi; medyası, sanayisi ve başkasıyla hiçbir milli kuruluşu kalmaması için süratle yeni kanunlar çıkartılarak hızlı adımlar atılmış, görülmemiş bir borçlanma ile borca esir olunmuş ve milletin milli ve manevi değerlerinden uzaklaşması için mümkün olan her adımın süratle atılması için baş döndürücü bir dönem yaşanmış ve işbirlikçi medya vasıtasıyla, milletin sürekli olarak narkozlanması sağlanmış, Milli her şeyimiz elimizden alınmaya çalışılmış ve Avrupa uyum komisyonları vasıtasıyla da milletin milli ve manevi değerlerden uzaklaşması için her türlü yasa ve uygulama yürürlüğü konmuştur.
İşte buraya böyle getirildik.
28 Şubata Milli Bakış
Haberi Oku
ILIMLI İSLAM NE DEMEK? ETKİLERİ, TARAFTARLARI, TARAFTARLARININ OLAYLAR KARŞISINDAKİ TAVIRLARI
Haberi Oku
Batı sözden anlamıyor, onlara caydırıcı güç gerekiyor!
Haberi OkuMedine'de Büyük Elçilere Verdiği Konferanslar
Haberi Oku
Özel Harekat "Sizi Koruyamayız" Dediği Halde Siirt’e Gitti!
Haberi Oku
Bizzat şahid olduğum bir hatıramı, Hoca’mızı sevenlerle paylaşmak istiyorum.
Haberi Oku