• Bayramınız Mübarek Olsun (Mevlüt Kandili)

    Bayramınız Mübarek Olsun (Mevlüt Kandili)

    04 Şubat 2012
    Prof. Dr. N.ERBAKAN Hocamız PEYGAMBERİMİZİ Anlatıyor

     
    | Devamı

    3 şubat 2012  mevlut Kandılı :Tüm İslam Aleminin MEVLÜT KANDİLİNİ kutluyoruz 

     

    HİCRİ 11 R.EVVEL 1433 

    MUHTEREM ERBAKAN HOCAMIZIN 1997 YILINDA 54.HUKUMETTE BAŞBAKAN İKEN PEYGAMBERIMIZI ANLATTIĞI VIDEO YU İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ RESMİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ


     

    Naat

    Seccaden kumlardı.. ,

    ..............................

    ................................

    Devirlerden, diyarlardan

    Gelip, göklerde buluşan

    Ezanların vardı! .

    Mescit mümin, minber mümin...

    Taşardı kubbelerden tekbir,

    Dolardı kubbelere “amin”..

     

     Ve mübarek geceler dualarımız;

    Geri gelmeyen dualardı...

    Geceler ki pırıl pırıl

    Kandillerin yanardı..

    Kapına gelenler ya muhammed,

    - uzaktan, yakından –

    Mümin döndüler kapından...

     

     Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,

    İki dünyada aziz ümmet;

    Muhammed ümmetiydi.

     

     Konsun –yine- pervazlara güvercinler,

    “Hû hû”lara karışsın âminler...

    Mübarek akşamdır;

    Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

    Şimdi seni ananlar,

    Anıyor ağlar gibi...

    Ey yetimler yetimi,

    Ey garipler garibi;

    Düşkünlerin kanadıydın,

    Yoksulların sahibi...

    Nerde kaldın ey Resûl,

    Nerde kaldın ey Nebi?

     

    Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed,

    Çağlar ne çağlardı:

    Daha dünyaya gelmeden

    Mü’minlerin vardı...

    Ve bir gün, ki gaflet

    Çöller kadardı,

    Halîme’nin kucağında

    Abdullah’ın yetimi

    Âmine’nin emaneti ağlardı.

    Hatice’nin goncası,

    Aişe’nin gülüydün.

    Ümmetinin gözbebeği

    Göklerin resûlüydün...

     

     Elçi geldin, elçiler gönderdin...

    Ruhunu Allah’a,

    Elini ümmetine verdin.

    Beşiğin, yurdun, yuvan

    Mekke’de bunalırsan

    Medine’ye göçerdin.

    Biz bu dünyadan nereye

    Göçelim, yâ Muhammed?

     

     Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet

    Altın devrini yaşıyor...

    Diller, sayfalar, satırlar

    “Ebu Leheb öldü” diyorlar.

    Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed

    Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!

     

     Neler duydu şu dünyada

    Mevlidine hayran kulaklarımız;

    Ne adlar ezberledi, ey Nebî,

    Adına alışkın dudaklarımız!

    Artık, yolunu bilmiyor;

    Artık, yolunu unuttu

    Ayaklarımız!

    Kâbe’ne siyahlar

    Yakışmamıştır, yâ Muhammed

    Bugünkü kadar!

     

     Hased gururla savaşta;

    Gurur, Kafdağı’nda derebeyi...

    Onu da yaralarlar kanadından,

    Gelse bir şefkat meleği...

    İyiliğin türbesine

    Türbedâr oldu iyi.

     

     Vicdanlar sakat

    Çıkmadan yarına,

    İyilikler getir, güzellikler getir

    Âdem oğullarına!

     

     Şu gördüğün duvarlar ki

    Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir...

    Fethedemedik, yâ Muhammed,

    Senelerdir.

    Ne doğruluk, ne doğru;

    Ne iyilik, ne iyi...

    Bahçende en güzel dal,

    Unuttu yemiş vermeyi...

    Günahın kursağında

    Haramların peteği!

    Bayram yaptı yapanlar;

    Semâve’yi boşaltıp

    Sâve’yi dolduranlar...

    Atını hendeklerden -bir atlayışta-

    Aşırdı aşıranlar...

    Ağlasın Yesrib,

    Ağlasın Selman’lar!

     

     Gözleri perdeleyen toprak,

    Yüzlere serptiğin topraktı...

    Yere dökülmeyecekti, ey Nebî,

    Yabanların gözünde kalacaktı!

    Konsun -yine- pervazlara güvercinler,

    “Hû hû”lara karışsın âminler...

    Mübarek akşamdır;

    Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

     

     Yüreklerden taşsın

    Yine, imanlar! Itrî, bestelesin Tekbîr’ini;

    Evliyâ, okusun Kur’ân’lar!

    Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın

    Kayışzâde Osman’lar

    Na’tını Galip yazsın,

    Mevlid’ini Süleyman’lar!

    Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle

    Geri gelsin Sinan’lar!

    Çarpılsın, hakikat niyetine

    Cenaze namazı kıldıranlar!

    Gel, ey Muhammed, bahardır...

    Dudaklar ardında saklı

    Âminlerimiz vardır...

    Hacdan döner gibi gel;

    Mi’râc’dan iner gibi gel;

    Bekliyoruz yıllardır!

    Bulutlar kanat, rüzgâr kanat;

    Hızır kanad, Cibril kanad;

    Nisan kanad, bahar kanad;

    Âyetlerini ezber bilen

    Yapraklar kanad...

    Açılsın göklerin kapıları,

    Açılsın perdeler, kat kat!

    Çöllere dökülsün yıldızlar;

    Dizilsin yollarına

    Yetimler, günahsızlar!

    Çöl gecelerinden, yanık

    Türküler yapan kızlar

    Sancağını saçlarıyla dokusun;

    Bilâl-i Habeşî sustuysa

    Ezânlarını Dâvûd okusun!

     

    Konsun –yine- pervazlara güvercinler,

    “Hû hû”lara karışsın âminler...

    Mübarek akşamdır;

    Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

     

     Arif Nihat Asya

     

     

     

     

    Kaynak :
    Bu Haber 283 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Başlık: *
Yorum:
Güvenlik Kodu:
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Mucahit Erbakan TV | Milli Çözüm Dergisi | Edit: Muratkuloglu.Com - 0546 760 1234 | İLETİŞİM |RSS