• AZİZ ERBAKAN HOCA'MIZIN 6. Vuslat Yıldönümü Anısına

    AZİZ ERBAKAN HOCA'MIZIN 6. Vuslat Yıldönümü Anısına

    27 Şubat 2017
    27 Şubat!.. Aziz ERBAKAN Hocamızın Hakka Yürüdüğü Gün

     
    | Devamı

                       

                             27 ŞUBAT!...

                  ERBAKAN HOCA'MIZIN 

                       6. Vuslat Yıldönümü Anısına

     

                        Bismillahirrahmanirrahim

    “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. “ 

     

    “Biz Allah’a ait (kullarız, onun rızası için yaşarız) ve şüphesiz yine ona dönüp (kavuşacağız)” (Bakara: 156) 

     

    “(Hz.) Muhammed (Aleyhisselatü Vesselam) ancak bir elçidir. Ondan önce de nice elçiler gelip geçmiştir. Şimdi O ölürse veya öldürülürse, siz (Hak yoldan ve davanızdan) topuklarınız üzerine gerisin geriye mi döneceksiniz?” (Al-i İmran: 144) 

     

    “Ve sakın Alllah yolunda (Hakk’a itaat ve cihad uğrunda iken ölenlere ve) öldürülenlere; ”ölüler” demeyin; bilakis onlar diridir. Fakat siz bunun şuurunda ve farkında değilsinizdir.” (Bakara: 154) 

     

    İslam’ın bayraktarı, Milli Görüş davamızın Muhterem ve Mücahit komutanı, Aziz Hocamız sonunda Hakk’a yürümüşlerdi. Sakın Müminler üzülüp ye'se düşmesin, hainler ve zalimler sevinmesin, siyonist ve emperyalist güçler kurtulduk zannetmesindi! 

     

    Çünkü İslam (Barış ve Bereket) devrimi; Kur’an’ı Kerimin işaretleri ve Hz. Peygamber efendimizin müjdeleri ve Aziz Hocamızın hedefleri ve projeleri istikametinde, mutlaka ve inşallah en yakın zamanda gerçekleşecekti. O’nun ruhaniyeti ve şefaati bizimle beraberdi. Erbakan’ın aramızdan çekilişi ve sonraki süreci; zalimlerin ve nankörlerin başında bomba gibi patlayacak mutlu gelişmelere gebeydi. 

     

    Allah Bakidir, Kur’an hakikattir, davamız mübarek ve daimidir. Sadakatimiz süreklidir. 

     

    “Yarın elbet bizim; elbet bizimdir  

     

    Gün doğmuş, gün batmış; ebed bizimdir.” 

     


     

                         ***      

          ERBAKAN'I ANARKEN

        

    Emri Hak gelip de, gittin gideli

    Halimiz perişan, hep zillet Hocam!

    Gönüller mühürlü, gözler perdeli

    Ne izzet kaldı ne, haysiyet Hocam!

        

    Edep Sende idi, cesaret Sende

    Dirayet metanet, feraset Sende

    Sensiz çaresizlik, esaret bende

    Seninle kazandık, şahsiyet Hocam!

          

    Aziz hatırana, saygısız soysuz

    Aşağılık mahlûk, huzursuz huysuz

    Kendin başkan yapmış, seçimsiz oysuz

    Hakkını savunmak, farziyet Hocam!

        

    Biri bühtan atar, diğeri susar

    Fırsatı bulmuş ya, gayzını kusar

    Bir sürü duyarsız, saklanıp pusar

    Yakışmaz Mü’mine, acziyet Hocam!

          

    Güya; “Beytül malın, üstüne yattın;

    Sonra evlatlara, miras bıraktın…”

    Haşa ki Sen Haktan, böyle ıraktın

    Ederler kasıtlı, eziyet Hocam!

          

    Davanı satarlar, hep öbek öbek

    Gâvurla uzlaştı, siyona köpek

    Vicdanlar çürüdü, yağlandı göbek

    Kalmadı asalet, fazilet Hocam!

          

    Kimisini almış, hapis korkusu

    Kimileri sarmış, servet kokusu

    Milli Çözüm caymaz, sağlam dokusu

    Zor günde sadakat, meziyet Hocam!

          

    Ruhun aramızda, himmetin hazır

    Sadıkların safta, zafere nazır

    Siyoniste kalsa, kökümüz kazır

    Peşinden koşarlar, rezilet Hocam!

          

    “Ven-Necmi” sırrını, anlayan gelsin

    Aşkla yaşla gözün, kanlayan gelsin

    Marazlı takımı, tanıyan gelsin

    Riyakârın derdi, süs ziynet Hocam!


    KAYNAK: http://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/erbakani-anarken-siir


     

            Ahmet Akgül Hoca’dan

     

           ERBAKAN’A


    Hasretin kalbime işler, gönüller rü’yetin özler
     

    Sen Bosna’sın Filistin’sin, Uygur Sincan Arakan’sın!


    Türk Ordusu müjdelenmiş, mazlumlar vadini gözler


    Sönmeyen kandil misali, nur saçansın kir yakansın


    Kim ulaşır makamına, zira ki sen Erbakansın!

     

     

    Amerka’ya uşaklıkla, hayra hizmet yapılır mı


    Hem Rahman’a hem Şeytan’a, aynı anda tapılır mı


    Sütü bozuk değil ise, Hak davadan sapılır mı


    Münafık yerin gasp etmiş, bizi yetim bırakansın


    Kim erişir ayarına, Sen müstesna Erbakansın!

     

     

    Gayba iman; vaadedilen, geleceğe inanmaktır


    Seçkin mü’minlerin kârı, cahillerce kınanmaktır


    Çağın büyük imtihanı, Erbakan’la sınanmaktır

    İman aşı tutsun diye; kafaya çivi çakansın

    Kim erişir irfanına, zira ki sen Erbakansın!

     

     

    Armageddon savaşının, Şam ateşi yakılacak


    O yüksek teknolojinle, Deccalizim yok olacak


    ABD yenilecektir, hem İsrail yıkılacak


    Gafiller öldü sansa da, Sen ruhani bir hakansın


    Kim ulaşır makamına, ki mücahit Erbakansın!

     

     

    Milli Nizam Selametsin, Refahsın Sen Faziletsin


    Müminlere Saadetsin, zalim kafire zilletsin


    Rabbim sana kem gözleri, hainleri rezil etsin


    Davan Allah rızasıydı, taş atana gül takansın


    Kim yetişir ki manana, Metin Mekin Erbakansın!

     

     

    Başbakan olmak kolaydı, Erbakan’a askerlik zor


    Hıyanetle Cumhurbaşkan, olsan da akıbetin hor


    Milli Görüş ne ağır yük, sen gel kahır çekene sor


    Ömür boyu Aziz Hocam, alnından hep ter akansın


    Kim ulaşır makamına, zira ki sen Erbakansın!

     

     

    Ölmeden efsane oldun, nice destanlar yazansın


    Çağrı yaptın Altın Çağa, âleme kutlu ezansın


    Seni övmek ne haddime, sözlerim kıymet kazansın


    Dini tebliğ temsil ettin, Hak tercümanı Kur’ansın


    Kim erişir ayarına, Sen Rabbani Erbakansın!

     

     

    Ey gönlümün rabıtası, kalbimin sevdası Sultan


    Ey ruhumun rayihası, fikrimin ravzası Sultan


    Şuurumun şahikası, Ahmedin duası Sultan


    Kuşatırdı kıtaları, gök katları firekansın


    Kim ulaşır makamına, zira ki Sen Erbakansın!

     


     



    SELAMET KERVANI

     

    Selamet kervanı, geçsin ileri

    Sadıklara ferman, yazar ERBAKAN

    Yanağında açmış, cennet gülleri

    Teri reyhan kokar, güzel ERBAKAN

     


    Hakkı seven kişi, hayra yorulur

    Hainlerden bir bir, hesap sorulur

    Boz bulanık akan, sular durulur

    Tevhid tekbir ile, gezer ERBAKAN

     


    Batıldan bağları, kesmiş gideriz

    Çağdaş zalimlere, küsmüş gideriz

    Aşkından yollara, düşmüş giderkiz

    Hasretiyle gönül, yakar ERBAKAN

     


    Mehdiyet mührünü, gördüm yüzünde

    Hakikat sırların sezdim sözünde

    Hikmet deryaları, parlar gözünde

    Feraset nuruyla, bakar ERBAKAN

     


    Meydanlarda dolup, taşar yürekler

    Bu coşkuyla kanat ,çırpar melekler

    Yerde kalmaz bunca, dua dilekler

    Ümit çiçekleri, açar ERBAKAN

     






    ERBAKAN’A SESLENİŞ

     

     

    Affet bizi be Hocam, bilmedik kıymetini

    Yüzümüz karasından, kim bizi aklayacak!

    Pişmanız perişanız, bekleriz himmetini

    Bu nefse kölelikten, ruhumuz paklayacak!

     

     

    Adil düzen yerine, adi sisteme kaldık

    ABD AB diye, Haçlı hileye kandık

    İşbirlikçi gafili, Senin takipçin sandık

    “Alttan toprak kayıyor”, kim bizi saklayacak!

     

     

    Bak yolundan cayanlar, işi gücü istismar

    Dava yerini aldı, “demokrasi istikrar(!)”

    Bilmem kabul olur mu, gayrı tövbe istiğfar

    Bir inkılap gerekir, beynimiz şoklayacak!

     

     

    Özelleşme özerklik, devlet laçkalaşıyor

    Moda oldu mozaik, millet başkalaşıyor

    Ülkem parçalanırken, asker şakalaşıyor

    Vatan hainlerini, şehitler haklayacak!

     

     

    Bayrak indirilirken; “anarşistler çocukmuş!”

    Vatan parçalanırken; “boşver, çakıl boncukmuş!” 

    Elbet bu kahpeliğe, göz yumanlar kancıkmış.

    Diriliş devranıyla, herkes akıllanacak!

     

     

    İslam ki mayamızdı, şirkle uzlaştırdılar

    Ahlak ki hayâmızdı, bozup yozlaştırdılar

    Hak, granit kayamızdı; ezip tozlaştırdılar

    Zorlu bir dönüşümle, beynimiz zonklayacak!

     

     

    PKK’ya postacı, olan “boşbakan”ların

    Siyonist küstahlığa, hala hoş bakanların

    Çağdaş münafıklığa, dindar kulp takanların

    Küflenmiş kafasını, zülfikar yoklayacak!

     

     

    Gam yükü ağırlaştı, dayanmıyor bel artık

    Milli Görüş, D-8; sisteminle gel artık

    Ey Hadi “Necm-üs-Sakib”, karanlığı del artık

    Nur akan yüz terinden, Ahmet gül koklayacak








    HOCA-İ KÂİNAT

     


    Hem sebebi kâinat, hem meyve-i mahlûkat

    Mehdiyi ahir zaman, Muhammet’tir Efendim..

    İnsü cin hükmündedir, melekler kanat kanat

    Saltanatı uzması[1], müebbettir[2] Efendim...

     

     

    Hem hidayet siyaset, medeniyet rehberi

    "Hulki azim" mertebe, sıfatının her biri

    Saadet Ona uymak, bezmi elest'ten[3] beri

    İman halka ve Hakka, muhabbettir Efendim..

     

     

    Nuri mücessem odur, tecelli-i Rabbani

    Cihat biat alamet, ol temsili Rahmani

    Sözleri, "Vahyün yuha"[4] her ameli Kur'ani

    Adil Düzen âleme, merhamettir Efendim.

     

    Ahmedin mimi düşse, Ahed olacak zahir

    Cemal celal sıfatlar, her an lütuf ve kahir

    Allah'ı bilen kişi, tevhit ilminde mahir[5]

    Aynel yakinsiz ilim, bir mihnettir Efendim..

     

     

    Bu beden dedikleri, ilahi ruha sargı

    Eğer imanın varsa, niçin çekersin kaygı

    Sevgi sevda sahtedir, yok ise gerçek kaygı

    Hoca-i Kâinatta, mehabettir[6] Efendim.

     

     

    Ol dersin oluverir, yaratırsın sebepsiz

    Senden medet umulur, makam ister edepsiz

    Üç gram hizmetini, minnet sayar nesepsiz

    Nefsine pay ayırmak, ihanettir Efendim..

     

     

    Ucuz uyuz adamlar, geçinir bedavadan

    Dünya ehli davarlar, ne anlasın sevdadan

    Mal makam otu versen, kaytarırlar davadan

    Zoru görünce kaçan, muhannettir[7] Efendim.

     

     

    Fakru mihnet sayılmaz, hidayetin kâr olsa

    Ruhum cennette gezer, bütün dünyam dar olsa

    Tek in'amu ihsanın, inayetin yar olsa

    O zaman Ahmedine, mürüvvettir[8] Efendim.

     


    [1] Saltanatı-uzma: Büyük ve kutsi tasarruf ve iktidarı

    [2] Müebbet: Ebedi, sonsuz

    [3] Bezmi elest: Ruhlar âleminde Allah’a verilen söz

    [4] Vahyun yuha: Hz Peygamber AS. Kendi heva ve hevesiyle değil Allah’ın vahyi ile konuşur.

    [5] Mahir: Becerikli bilgili

    [6] Mehabet: Heybet, ululuk, saygınlık

    [7] Muhanet: Adi aşağılık adam

    [8] Mürüvvet: Mutluluk, huzur






    AZİZ HOCAM'A

     

    Hakikat mesajına, son tercüman gibiydin
    Bu garip ruhumuza, taze güman gibiydin
    Münafıklara maraz, bize derman gibiydin
    Gönüllerin duası, gözlerin yaşı mıydın?
    Ey şerefli şahsiyet, Sen sabır taşı mıydın?

    Kesin olgunlaşmadan, çıbanları deşmezdin.
    Teşhis, tespit olmadan, tedaviye geçmezdin
    Hainlerin kurduğu, tuzaklara düşmezdin
    Zalimlerin kâbusu, bilginler başı mıydın?
    Bu ne soylu tavırdı, sen sabır taşı mıydın?

    Sen Hakka sevdalıydın, haksızı kayırmazdın
    Ucuz kahramanlığa, tenezzül buyurmazdın
    Uzun, ince hesaplar; şeytana duyurmazdın
    Himmeti huzur veren, veliler şahı mıydın?
    Yorulmaz ve yılmazdın, Sen sabır taşı mıydın?

    Hiç bileğin bükülmez, devamlı dipdirisin
    Sevgi bağın sökülmez, sadıkların pirisin
    Sırrına akıl ermez, ulaşılmaz birisin
    Dokunan cezbe alır, hikmet kumaşı mıydın?
    Hiç acele etmezdin, Sen sabır taşı mıydın?

    Siyonist canavarı, can evinden vuracak
    Zulüm ve sömürüye, son verip durduracak
    Türkiye eserinle, fermanlar buyuracak
    Nebi ve sıddıkların; salih yoldaşı mıydın?
    Bu ne onurlu sebat, Sen sabır taşımıydın?

    Dünya değiştirmeğe, soyunan adam Sendin
    Bıkmadan mazlumları, savunan adam Sendin
    Has gönülde sevilip, sayılan adam Sendin
    Ters görene sormalı: Ya hu, sen şaşı mıydın?
    Ey korkusuz kahraman, sen sabır taşı mıydın?

    Zuhurat bekliyoruz, gayrı bitsin bu sancı
    Nasipsiz nankörlerin, yüze vursun utancı
    Sen Aziz Hocamızsın, başlarımızın tacı
    Sohbetlerin sağaltır, ruhlara aşımıydın?
    O ne bitmez bereket, Sen sabır taşı mıydın?

    Soruna ürkek değil, tamda erce bakardın
    Saadet ikliminde, şimdi yüce Hakandın
    Ey mutluluk müjdesi, çünkü sen Erbakan'dın
    Sen Süleyman mührünün, o sırlı kaşı mıydın?
    Bu ne büyük dirayet, Sen sabır taşı mıydın?

    Göklere mi çekildin; gaybubet mi başladı
    Bu ne acı haberdir, beyin yürek haşladı
    Gafiller ölüm sanır, hayat yeni taçlandı
    Mübarek vücudunla, nur beden naşı mıydın?
    Aziz Asil Hocamız; Sen Sabır taşı mıydın?

     



    Mutlu ve Muhteşem Son… 

     

    Rağbet Akibetedir ve şerefli akıbet muttakilerindir, Mücahitlerindir!.. 

     

    ERBAKAN’IN ARDINDAN
     

     

    Sağlığı sarsmıştı, ölmü diriltti

     

    Son kez mesajını, verdi Erbakan

     

    Rahman sevindirdi, Şeytan delirtti

     

    Milyarlar başında, “bir”di Erbakan

     

     

     

    Milletle devleti, barıştırmıştı

     

    Herkesi hayırda, yarıştırmıştı

     

    Hain fitne yaksa, yatıştırmıştı

     

    Zulüm zincirlerin, kırdı Erbakan

     

     

     

    O bir tezahürdü, O bir tecelli

     

    Hakka havlayanlar, düşer temelli

     

    Dosta Kıtmir olmak, büyük teselli

     

    Çünkü sadıklara, “pir”di Erbakan

     

     

     

    Kadere inanan, çeker mi keder

     

    Bir anını bile, etmedi heder

     

    Zahirde Mücahit, muttaki lider

     

    Batında serapa, sırdı Erbakan

     

     

     

    Mehdiyet bu sırrın, ilk halkasıydı

     

    Varisi Nübüvvet, alakasıydı

     

    Kimi Sadık, kimi; yalakasıydı

     

    “Biz kuluz, ümmetiz!”, derdi Erbakan

     

     

     

    Ruh bedenlenip te, nura dönüştü

     

    Müminler pervane, olup üşüştü

     

    Hedefi; batıldan, Hakka dönüştü

     

    İnşaallah cennete, girdi Erbakan

     

     

     

    Bir millet ağlıyor, her bir ferdiyle

     

    Sağcı solcu över, ama merdiyle

     

    Sizin olsun dünya, bütün derdiyle

     

    “Refiki Ala” ya, erdi Erbakan

     

     

     

    Mü’min müstakimdi, baş müşahitti

     

    Hakka biat ettik, bu bir ahitti

     

    Şehitler ölmezdi, o mücahitti

     

    Seccadeyi Arşa, serdi Erbakan…

     

     





    SAYENDE HOCAM

     

    Sayende niceler, erdi devlete

    Çokları kavuştu şan-u şöhrete

    Kimileri kondu, mal-u servete

    Nankörlük ederler, hayrettir Hocam!

     

    Ahmaklar anlamaz siyasetini

    Nicelerin gördük, hıyanetini

    Sattılar dinini, diyanetini

    Bilinmez ki bu ne, hikmettir Hocam!

     

    İnsaftan ihlastan, hep tamtakırlar

    Cilası dökülse, paslı bakırlar

    Kargalar bülbülsüz, diye şakırlar

    Bu ne yüzsüzlüktür, şirrettir Hocam!

     

    Babamızın nesli, bedbaht nesildi

    Hakkı söyleyenin, dili kesildi

    Sayende kediler, kaplan kesildi

    Varlığın ne büyük, nimettir Hocam!

     

    Hizmet şuurumuz, senden hediye

    Nasipsizler kârı, yükler kediye

    Siyonizmin sonu, geliyor diye

    Kudurmuş saldırır, cinnettir Hocam!

     

    Bu iman selleri, benzer taşkına

    Münafık masonlar, dönmüş şaşkına

    Hakkı candan seven, kullar aşkına

    Dilediğim sadece, himmettir Hocam!

     

    Hasretle bekleriz, Hakkı rahmeti

    Yeter çektiğimiz zulmü zilleti

    Nice yıldır sefil, İslam ümmeti

    Saadet nizamına, hasrettir Hocam!

     

    Bu millete sahip, çıkmazsan eğer

    Hainler bizlere, verir mi değer?

    Sen ölü canlara, canmışsın meğer

    Sana hizmet cana, minnettir Hocam!

     

    Ahmedim körlere, renk anlatılmaz

    Sağır pazarında, hikmet satılmaz

    Nankör nasipsizler, safa katılmaz

    Her sözün ayrı bir, kıymettir Hocam!

     





    BAHAR GELDİ, ERBAKAN GEÇTİ!

     

    Karakış gibi

    Kara bir devir, dondurdu yüreklerimizi…

    Tufana tutulmuştuk

    Gözlerimiz dondu, kulaklarımız dondu

    Ve kara kapkara yeller esti

    Dondurdu, kavurdu belleklerimizi

    Gayrı göremez, duyamaz, bilemez olmuştuk

    Kendi gerçeklerimizi

    Neylersin başımıza baykuşlar konmuştu

     

    Karakış gibi

    Kara bir devir geçti üzerimizden

    Dalındaki gül dondu

    Yuvada bülbül dondu

     

    Damarlarımızdaki kan dondu

    Ruhlarımızdaki can dondu

    Yaş dondu gözlerimizde…

    Ve derken, dayanamamıştı,

    Bu karakışın karayellerine.

    Şuur donmuştu, iz’an donmuştu...

    Ve iman donmuştu gönüllerimizde

    Ve artık şeytanlar,

    Saltanat kurmuştu yeryüzünde.

    Hainler kurtarıcı,

    Zalimler baş tacı,

    Çağdaş münafıklar;

    Mehdi olmuştu,

    Dengesizlik düzeninde…

    Metreler kısalmıştı,

    Teraziler bozulmuştu

     

    Ama bir gün,,,

    Bir yiğit çıktı karşımıza…

    Avuçlarıyla ısıttı,

    Buz bağlamış bağırlarımızı.

    Ve bir türkü başladı,

    Karanlık devirleri ışık gibi delecek:

    “Aldırma bu küfrün karakışına

    Yakındır, Zeynebim, bahar gelecek”

    Yine bülbüller şenlendirecek

    Viran olmuş bağlarımızı.

    Ve özlenen yiğit,

    Can çekişen vicdanlara yöneldi;

    Nefesiyle eritti, donmuş yüreklerimizi

    Sesiyle, sohbetiyle diriltti,

    Bir bir beyinlerimizi…

    Yeniden can geldi Anadolu’ya, kan geldi

    Kırklar, üçler, yediler geldi.

    Bu çağı dirilten çağrıya,

    Melekler, şehitler geldi.

    Her mekan dinledi,

    Her makam geldi…

    Sen hala uyur musun,

    Yoksa gavur musun, ey nefis!

    Haydi, uyansana,

    Ve uyandırsana artık…

    Bak bahar geldi.

    Ve selam dursana

    ERBAKAN geldi...!

    ERBAKAN geçti!

     




    MUHTEREM ERBAKAN HOCAMIZDAN İÇİN SÖYLENENLER VE ANILAR: 



     

    * Mehmet Akyel Anlatıyor:

    Erbakan Hocam, Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar Paşa’yı çağırdı. Genel Kurmay Başkanı’na gereken talimatları verdi. Kulaklarımla duydum, Genel Kurmay Başkanı gerekli talimatları aldıktan sonra Hocamın yanından dışarı çıkarken: 
    -Ya askerliği bize Sayın ERBAKAN öğretiyor. Bu adam bu kadar bilgiye nereden ve nasıl sahip oldu, şaştım kaldım! Diyordu.
    Öğrendiğime göre Kıbrıs Harbinde, indirme harekâtında önce paraşütle insan şeklinde doldurulmuş saman çuvalları atılmasını emretmiş. ”Böylece zayiatımız en aza iner” diyerek. O çıkartma ve indirme harekâtında neler yapmaları lazım geldiğini tek tek söylemiş. Bunları böyle uygularsanız, hem zayiatımız azalır, hem de başarı şansımız artar, diye eklemiş. 

    Allah Dostu ERBAKAN Sf:306





    * Şerafettin Mollaoğlu Anlatıyor:

    2008’de Lübnan dönüşü Suriye’de Hamas’ın lideri Halit Meşal’e uğramıştım, Erbakan Hoca’mızın selamını götürmüştüm, bir de hediyesi vardı teslim etmiştik. Sohbet uzamıştı Erbakan Hoca'nın F’listin'e olan sahipliğinden bahsetmişti:
    -Biz Filistin halkı
     Siyonizm ile mücadeleyi ERBAKAN’dan öğrenmiştik’’

    Demişti.

     






    *İHSAN TAMGÜNEY (Sultan Baba) Efendi Hazretleri:



     











    * M. Zahit Kotku Efendi Hz.lerinin

    ERBAKAN Hocamıza Hayranlığı:

    “ERBAKAN bizim 6 ayda yapamayacağımız işi 6 dakikada yapan adamdır.”

    …DİYOR . ( Zamanın Kutbu Mehmet Zahit Kotku Efendi Hz.)
    Allah Dostu ERBAKAN Sy: 88







    * Recai Kutan Anlatıyor:

    Demirel birgün dedi ki:

    -Efendim ERBAKAN çıkmış, bize soruyor; arkadaş sizin renginiz ne, sizin zihniyetiniz ne, necisiniz siz? Cevab veriyorum kendisine; bizim rengimiz yok, biz akılcıyız!

    Erbakan Hoca onun ardından kürsüdedir ve cevab verir:

    -Herkesin aklı vardır. Bir âlimin aklı var, nasıl çalışır? Bir bakar ki, insanlar koşar adım ateşe gidiyor. Acaba bunları nasıl olur da ateşe gitmekten kurtarırım! Aklı öyle çalışır. Bir alkolik sarhoşun da aklı var. Aklı nasıl çalışır? Akşam eve giderken, mahalle bakkalını kandırsam da, bir şişe içki alsam, ona göre çalışır. O da akıl, o da akıl. Akıl tek başına bir işe yaramaz. Önemli olan imanın emrindeki akıldır ki biz ona zihniyet diyoruz.

    Sözün devamında taşı gediğe koyar.

    -Bre renksiz!

    Demirel’in zihniyet olarak renksiz olduğu esprisi buradan gelmektedir.

    ( ALLAH DOSTU ERBAKAN Kitabı Sayfa 109)









    * Süleyman CANAN Anlatıyor,

    Rahmetli Erbakan Hocam her il başkanları toplantısında yoklama yapardı. Toplantıda bulunmayanları, ya da mazeretli olanları;

    -Gelemedi!

    Diye not alırdı. Dikkat edilsin, ‘’gelmedi’’ kelimesini katiyen kullanmazdı. Çünkü:

     Biz siyaset yapmıyoruz, cihad ediyoruz! Cihad toplantısına gelmeyenin cezasının ne olduğunu iyi biliriz!

    Derdi. Bunu da bize böyle öğretirdi. Bundan dolayı ‘’gelmedi ‘’ değil, ‘’gelemedi’’ derdi.

     



    Yusuf Yiğitalp Anlatıyor:

    Erbakan hocamız yasaklı olduğu 1985-1986 yılları idi. Benim eniştem Molla Selahattin Dinsever medrese tahsili görmüş bir hocadır. Erbakan Hocamızı çok severdi. Miting veya toplantılarına katılırdı. Ama özel sohbetini hiç dinlememiş. Bir Cuma günü Erbakan Hocamızın özel sohbetine katıldı. İlkdefa yakından özel sohbetine katılmış oluyordu.

    Sohbet bitti. Dışarı çıkınca sordum:

    Enişte, Hocamı nasıl buldun, fikrin nedir?

    - İlk cümlesi şu oldu:

    Biz medresede 12 yıl boyunca boşuna okumuşuz. Şok oldum’’

    Demişti.







    HALİL İBRAHİM ÇAMLIDERE Anlatıyor:

    Bir defasında ERBAKAN hoca ve arkadaşlarının Mamak’taki mahkemelerine girdik. Binbir güçlük ve meşakkatle içeri girdik. Mahkeme başladı, hadi bakalım. Bismillah, Şimdi oylen olsun da paydos olsun, ERBAKAN Hocamla sarılalım diye bekliyoruz biz tabi.

    Öğlen oldu, paydos ettiler, muhterem Hocam çıktı dışarı, hasretle sarıldım . Dedim ki:

    -Hocam ne olacak bu işler?

    -Bak ne olacak Çamlıdere, bu güne kadar olanlar yeli idi, bundan sonra gelenler seli olacak. Bu batılı yeneceğiz, Hakk hakim kılınacak!

    Dedi. Şimdi onlar içeride iken bir karar almışlar, belki bize bile hiçnamaz kılmayın bile diyebilirler, cemaat olmak için nasıl yaparız , tek tek kılmaya musade ederler, diye düşünmüşler. Hakimlere dediler ki:

    -Biz namaz kılmak istiyoruz, bize yer gösterin!

    -Kılabilirsiniz , siz bilirsiniz!

    Dediler. Orada cemaatle namaz kıldılar.

    Bazı askerler şöyle diyor kendi aralarında:

    -Ya bunlar şeriattan yargılanıyor ve hala cemaatle namaz kılıyorlar!

    Tekrar oturum başladı, mahkeme devam ediyor. Tekrar duruşmaya girdik, ya saat 4 sıralarında mı neydi, ortalık günlük güneşlik iken bir şimşek bir gürültü, müthiş bir dolu yağmaya başladı. Barakaların üzeri saç olduğundan kulakları sağır edici bir gürültü oluştu. Büyük bir şaşkınlık oldu. Mahkeme heyeti neredeyse yerlerinden kalkıp kaçacaklardı. Ceviz gibi dolular. Dışarı çıktığımızda sadece barakanın olduğu yere yağmış olduğunu her tarafın kupkuru bulunduğunu gördük.

    Ertesi gün gazetede okuduk. Manşetlerden bu olayı vermişlerdi.Diyorlardı ki:

    -Erbakan Hoca duasını kısa tutmasaydı, Ankara’da taş üstünde taş kalmayacaktı!




    Mahmut Acarlıoğlu Anlattı:

    Şimdi o tarihi tam net olarak hatırlayamıyorum ama , ben, 27-28 yaşlarında idim. Hocamın yasaklı olduğu dönem idi. Bir toplantısına katılmıştım. Ben tabi Erbakan hocamı çok sevdiğim için , bir de çok merak ettiğim için belki , devamlı izliyorum. Yüzüne bakıyorum, gözüne bakıyorum, hareketlerine bakıyorum. İşte ayak ayak üstüne attığını ben de hiç görmedim Hocamın. Sonra Hocam orada daha farklı bir kumandan edasıyla öyle bir toplantı yapıyor. Mesela, o toplantıda sevdiğim bir arkadaşı, kendisi inşaat mühendisi, ayağa kaldırdı:

    - Gaziantep İl Başkanı İlhan Özgürcükara; kalk, söyle bakalım, falan işi yaptınız mı, geçen ayki toplantıya neden gelmediniz?

     

     

    Diye sorduğunda cevab verdi;

    -Hocam çok hastaydım!

    Erbakan Hocam onun gözlerinin içine bakarak:

    -Neden otobüse binip de gelmediniz? Siz Osmanlı’nın at sırtında tedavi metodunu duymadınız mı hiç?

    Diye bağırdığını duydum. Sonra Nevzat Laleli Bey’i kaldırdı. O da görevlerini tam yapmamıştı. Ona da şöyle dedi:

    -Nevzat! Nevzat! Eğer İslam Devleti kurulmuş olsaydı, şu anda katline fetva verir, arkandan da Fatiha okurdum!

    Bu sözleri ben duyduğumda hassas birisi olduğumdan ağladığımı hatırlıyorum.





    Mustafa Algül Anlatıyor:

    Refah Partisi dönemi idi. Ben İlçe Başkanıyım. Tebliğ çalışmaları yapıyoruz. Bayramiç’in Pınarbaşı Köyü’nden bir Yusuf Amca vardı, Hacı. Anlatıyoruz , anlatıyoruz, Milli Görüş’ü, Refah partisi’ni anlamıyor. Baştan tekrar anlatıyoruz, yine yok. Sadece dediği, haklısın, haklısın! Saat oldu gece 1 veya 2, sonunda dedi ki:

    Evladım Mustafa, senin her dediklerini kabul ediyorum. Ama lakin benim babam CHP’li idi. Bizi öldürsen CHP’den vazgeçmeyiz!

    Üç gün sonra bir toplantıya katıldık, Erbakan Hocamın sohbetine. Rahmetli elini bana doğru uzatarak dedi ki:

    Sanki benim o gece Yusuf Amca ile yapmış olduğum mücadeleyi görmüş gibi,

    - Fosil kafalarla fazla uğraşma!

     

    Dedi. 



    KONYALI DİŞÇİ ZEKİ AFŞAR HOCAMIZ ANLATIYOR:

     Mehmet Zahit Kotku Hz. “ERBAKAN’DAN Taraf Olun” dedi

     

     

    Türkiye’nin manevi mimarlarından Nakşi Şeyhlerinden Mehmet Zahit Kotku Hazretlerinin Medine’de Rasulullah’ın (S.A.V) Huzurunda Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN İçin Destek Sözü Alışını Anlattığı Konuşmayı Yayınlıyoruz.

    Aşağıdaki Videoda Konuşan KONYA' da Bulunan DİŞÇİ ZEKİ AFŞAR Hocanın Anlattığı bu konuşmada; Türkiye’nin manevi mimarlarından Nakşi Şeyhlerinden Mehmet Zahit Kotku Hazretlerinin Medine’de Rasulullah’ın (S.A.V) Huzurunda Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN İçin Destek Sözü Alışını Yayınlıyoruz. Aynı Zamanda Bu Önemli Tarihi Hatırlatmayı Yaptıkları İçin DİŞÇİ ZEKİ AFŞAR HOCAMIZA Teşekkürlerimizi İletmeyi Borç Bilirken, Kendilerine Sağlıklı ,Huzurlu ve Hayırlı Uzun Ömürler Diliyoruz...






    SON SÖZÜM ŞUDUR:

    ''HERKES BİLSİN Kİ ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAKTIR''






    MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİ MENSUPLARININ
    HOCAMIZIN MAKAMINDA YAPTIKLARI DUA:

     

    Bismillahirrahmanirrahim 

     

    Allah'ım dualarımızı kabul buyurup, başta Hz. Peygamber Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin, bütün Nebilerin, sıddıkların, şehitlerin, velilerin ervahına, sahabe-i kiramın, evliya ve ulemanın ruhlarına; hassaten büyük İslam inkilabının şahsı manevisi ve Milli Görüş Davamızın Aziz Lideri Erbakan Hocamızın ve muhterem yakınlarının makamına hediye eyledik, vasıl eyle Ya Rabbi! 

     

    Kur'anı Kerim’in emrinde, Peygamber Efendimizin izinde ve Hocamızın İslami ve insani prensipleri istikametinde, ibadet şuuruyla hizmet etmeyi ve O'nun kutlu projeleri sayesinde zafere erişmeyi bize lütfeyle Ya Rabbi! 

     

    Her türlü nefsi hesaplardan, dünyevi çıkarlar için istismar ve suistimalden uzak bir safiyet ve samimiyetle, dinimiz ve devletimiz uğrunda gayret ve fedakârlık göstermeyi, Türkiye merkezli bir Adil Düzen Medeniyetini gerçekleştirmeyi, bizlere kolaylaştır ve çabuklaştır Ya Rabbi! 

     

    Bu Aziz Milletimizi ve bütün insanlık alemini; din ve devrim simsarlarından, Ilımlı İslamcılık safsatasından kurtarıp, İslami ve insani değerlerle barışık, gerçek bir demokrasiye ve örnek bir Laikliğe ulaştırıp, Hocamızın kutlu hedeflerinin de hakikate çevrildiği mutlu günleri bizlere göster Ya Rabbi! 

     

    Allah'ım bizlere İslami hidayet, insani basiret, siyasi feraset ve Milli bir dirayet verip; Hocamızın da manevi himmet ve şefaati altında: Yaşanabilir bir Türkiye'yi, Yeniden Büyük Türkiye'yi ve Yeni Bir Dünya Medeniyetini kurma yolunda, malıyla ve canıyla cihad etme şerefini nasip eyle Ya Rabbi! Aynı inanç ve amaçla yaşayıp, sonunda sana kavuşmayı ve Cennette buluşmayı lütfeyle Ya Rabbi! 

     

    Ey Aziz Ve muhterem Hocamız! 

     

    Sizden Öğrendik ki: 

     

    "Ölüm Şeb-i Arus, yani Vuslat vasıtasıdır. Kabir, Rahmeti Rahmana ve Refik-i Alaya; (en Yüce Dosta) açılan ebedi saadet kapısıdır!.. Allah yolunda iken hicret edenleri öldü sananlar, aldanmaktadır!.. Yüksek ve Özgur Ruhlar, başka bir boyutta ve yücelik diyarında, hakiki ve baki bir hayata ulaşmaktadır!. 

     

    Zatı Alinizle; ruhani ve kalbi irtibatımızı, manevi bağlılık ve sadakatimizi, ulvi aşkımızı ve alakamızı devam ettirmek üzere, himmet ve duanızı ve şefaatinizi umuyoruz ve Hz. Peygamber Efendimizin şu duasını tekrarlıyoruz: 

     

    "Allah'ım, bir göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa, bizi nefsimizin (dünyevi ve hayvani heveslerimizin) elinde bırakma!" 

     

    Sadece müslümanların değil, bütün mazlumların; zulüm ve hıyanete bulaşmayan, farklı din ve düşünceden bütün insanlığın; refah, huzur ve hürriyeti için çalışmaktan alıkoyacak gaflet ve tembelliğe kaptırma! 

     

    Aziz Hocamız! "İslam: Halık-ı Taalaya-Yüce Yaratıcıya ta'zim ve hürmet; bütün mahlukata ise şefkat ve merhametten ibarettir" buyurduğun gerçeğe uygun yaşamayı Rabbimizden diliyor ve dualarımızın kabulü için amin demenizi umuyoruzl








    SON







    Kaynak :
    Bu Haber 2767 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS